travesti modeller için tıklayın

Susan kadın gitmiştir

susan

Sanılır ki konuşan kadın çekilmez hele bir de vıdı vıdı etmeye başlamışsa ondan hemen uzaklaşmak lazım artık erkeğinden bıkmıştır. Oysa yanılıyorsunuz beyler kadınlar severken değil giderken susarlar Evde artık hiçbir konuda tartışmayan sizi eleştirmeyen yaptıklarınızı umursamayan susan bir kadın görüyorsanız o kadın sizden çoktan gitmiştir. O koltukta televizyon izleyen, mutfakta yemek yapan, yatakta uyumaya çalışan kadın size ait değildir. Geriye sadece susmalarını bırakmıştır. Bir kadını anlamanın çok basit yolları vardır. Öncelikle kadının da sizi anlamasını beklersiniz. Kadının ego doyumunu destek görmek ve destek vermek, paylaşmak, yardımcı olmak hisleri sağlar. Eşlerin birbirlerine verecekleri en önemli armağan, güvenlerini hissettirmeleridir. Bu, aynı zamanda karşımızdakini onurlandırma yoludur. Bir kadın, erkeğin giydiği gömleğin pantolonuna uymadığını gördüğünde “Bu olmamış” derse erkek kendisini beceriksiz hisseder. Bunun yerine “Bence böyle olsa sana daha çok yakışır” demek, olumsuz duyguları bertaraf edecektir. Ancak diğer taraftan kadın, fikrini söylemediğinde kendisini işe yaramaz gibi zannedebilir. Bu noktada erkek, kadının fikrine saygı duymayı bilmelidir. Farklı görüşü yapıcı olarak paylaşmayı becerebilmek, bir erkeğin kendisini aşmasıdır. Sorunun püf noktası, “Önce kabul et” düşüncesini alışkanlık hâline getirmektir. Birbirini anlamanın basit yollarını keşfeden çiftler mutlu olurken, kadının anlamayan erkeğini küçük gören kadınlar susmayı mutsuz olmayı hak ederler. Bu duruma düşmende önce yapmanız gerekenleri doğru yaptığınızdan emin olmalısınız. Bir ilişki için çok uzun yıllar emek veren Aslı ( Ankara travestileri ) en sonunda verdiği hiçbir değerin karşılığını görememiş önce susarak gitmiş sonra bavulunu toplayıp anılarını alarak evi terk etmiştir. Ego denilen bencillik denilen şey bazen sevenleri bile birbirinden ayırır. Anlayış ve saygı ilişkinin olmazsa olmazıdır nasıl olsa beni seviyor hiçbir yere gitmez diye düşünmeyin sevgi zincirin sadece bir ucu diğer uçlar incelirse inceldiği yerden kopacaktır. Bir kadının çığlıklarından, kavgalarından korkmamak gerekir, çünkü kadının gidişi sessiz ve asildir. Kadınlar inatçıdır, hayata tutundukları gibi, aşklarına da sahip çıkarlar. Bu yüzdendir, konuşup derdini anlatma isteği, karşı tarafı ikna edene kadar uğraşırlar. Sonunda pes eder adam, bir ışık görür kadın, tüm derdini paylaşır. Kadını kaybetmeye değil kazanmaya çalışın yapmanız gereken zor değil ki sevin sayın. Hepsi bu kadar. Sevgiyle kalın İclal.

Yorgunluk ve uykusuzluk problemi


Miniature doctors examining a woman

Bir şarkı vardı hani yorgunum dostlarım yorgunum yorgun diyen işte ben de tam o durumdayım. Ne kadar dinlenirsen dinleneyim yorgunluğumu üzerimden bir türlü atamıyorum. Bu konuda biraz araştırma yapıp neden hep yorgun hissettiğimi araştırdım. Kronik yorgunluğunun en büyük nedeni gürültülü ortamlarmış evimde yatak odasında bulunan saatin tik tak sesleri bile uykumun kalitesini düşürüyormuş. Gürültü stres yaratır ve stres tansiyonu yükseltir. Sonuçta sürekli halsiz ve uykulu oluruz. Bunun için size önerimiz, yatak odanızdan saat gibi ses çıkarabilecek tüm eşyaları kaldırmanız olacaktır. Sonra gün boyu içtiğim çay ve kahve aşırıya kaçınca uykumun derinliğini bozup geceleri sıklıkla uyanmama neden oluyormuş Ne yapalım artık çok sevdiğim çay ve kahveden bile fedakarlık yapacağım. Ben yaparım da İstanbul travestilerinden pek çok dostum kahve ile uykunun alakası olmadığı konusunda hem fikirler ve sanırım asla azaltmayacaklar. Uyku saatine yakın karbonhidratlı gıdalar da yememek gerekiyor. Uykudan önce ekmek, makarna yediğimizde verdiği ağırlık yüzünden uyumakta zorluk çekeceğimiz kesindir. Su eksilirse dikkatiniz de dağılır. Günde en az sekiz bardak su içmelisiniz. Cep telefonu hipnozdan beter olabilir. Uzun süre cep telefonları ile konuşanlar, sosyal medyadan uzak duramayanlar da maalesef uyku konusunda şansı olmayanlar. En iyisi uyku saatinden önce cep telefonunu kapatıp, normal düzene dönmek tabi yapabilirseniz çünkü günümüzde madde bağımlısı gibi cep telefonu bağımlısı olduk. Saydıklarım için de bana da en zor geleni bu olacak sanırım o kadar çok sosyal medyada dolaşıyorum ki onsuz bir hayat bile düşünmek zor geliyor. Az harekete bir de aşırı kola, çay ve et tüketimi eklenirse, bünyede aşırı asit meydana gelir. Sonuçta da dolaşım bozuklukları, migren, bağışıklık sisteminin zayıflaması gibi rahatsızlıklar yaşanır. Floresan ışık, öğrenme ve konsantrasyon yetimizi yüzde 60 oranında düşürür. Gün içinde saatlerce bu ışığa maruz kalan birinin bağışıklık sisteminin zayıfladığı ispatlandı. Bu da kronik yorgunluğa neden olabilir. Bulunduğunuz ortam yeterince havalanmıyorsa küf oluşabilir. Bünye, küfe tıpkı mikroplarda olduğu gibi karşılık verir, bununla mücadele eder. Bu da açıklanamayan sürekli yorgunluğa neden olabilir. Saydığım maddeleri harfiyen uygulayalım ve kaliteli uykumuza kavuşalım sevgiler İclal.

Depresyonsavar besinler

depres

Depresyona girmeyene, stres sinir harbi yaşamayanlara bu devirde deli diyorlar. Deli değilsek mutlaka bir krizin eşiğinden dönmüşlüğümüz de vardır. Dünyada depresyon ilaçlarının en çok tüketildiği ülke bizimkiymiş. Bize neden zor geliyor bu hayat derseniz yaşam koşulları, hayat pahalılığı ve özgürlüğün kısıtlanması insanların dileğince yaşama şansı bulamamsı diyebilirim. Bugünkü yazımızda, hayata karşı daha olumlu bir akış açısı teşvik etmek üzere doğrudan sinir sisteminizi etkilemeleri sayesinde, depresyonla doğal yollarla savaşan vitamin ve minerallerden bahsetmek istiyoruz. Böylece kendinizi daha mutlu, sakin ve neşeli hissedebilirsiniz. Özellikle hayatı en zor yaşayan biz travestiler daha rahatlatacak meyve ve sebzeleri kullanan Antalya, Bodrum ve İzmir travestileri var. Olumlu sonuçlar almışlar. O zaman deneyelim bakalım ne yiyecekmişiz. C Vitamini güçlü bir bağışıklık sisteminin temel bir parçasıdır. Aynı zamanda sinir sisteminizde de önemli bir rol oynar; çünkü C vitamini eksikliği yorgunluk ve mutsuzluk hissine yol açabilir. Bu vitaminden yeterli miktarda almamak size zarar vermez, ancak uzun vadede depresyona yol açabilir. Ayrıca fiziksel veya zihinsel açıdan yüksek düzeyde stresli zamanlarınızda da C vitamini alarak negatif bir ruh halinin önüne geçebilirsiniz. Önerilen C vitamini dozunu almanın en iyi yolu narenciye meyvelerini tüketmektir. Yediğiniz meyvenin organik olmasına dikkat etmelisiniz. Ayrıca yararlı özellikleri olan kabuk kısmını dahi tüketebilirsiniz. Çeşitli çalışmalar depresyon ile B9 vitamini, diğer adıyla folik asit eksikliği arasındaki ilişkinin altını çizmiştir. Araştırmalara göre, düşük folik asit seviyeleri depresyonu önlemenin anahtarı olan serotonin hormonu üretiminde bir düşüşe yol açmaktadır. Ayrıca bu besin maddesinin erken tedavi edilmediği takdirde daha ciddi sorunlara yol açabilen mutsuzluk ve stres dönemlerinin üstesinden gelmedeki önemini doğrulamaktadır. Stresi ve depresyon etkisini azaltan besinler yanında benim de sizlere naçizane tavsiyelerim olacak. Mesela kitap okuyor musunuz? Eğer cevabınız hayır ise benden tavsiye en azından günde yirmi dakika kitap okuyun. Peki spor yapıyor musunuz? Hayır mı yapmayın her akşam yarım saat yürüyerek kafamızın içindeki bütün kötü düşüncelerden kurtulmak mümkünken neden oturuyorsunuz hadi spora okumaya ve stersiz depresyonsuz bir hayata hadi bakalım hayat güzel yaşamaya değer sevgiler İclal.

Endişe ve kaygıya yer yok

Kaygılar endişeler bizi daha da mutsuz etmek için elinden geleni arkasına koymasa da her gecenin bir sabahı olduğuna inanmak gerekir. Hayat kötü düşüncelerle harcanacak kadar uzun değil ki hep mutsuzluk hep bir umutsuzluk içinde olalım. Hayat bazen yeni doğan gün ile yeniden başlamayı bilmektir o halde hayatımızın ilk günü bugündür hoş geldik yeni hayatımıza diyelim ve sıfırdan başlayalım ne yaşamış olursak olalım her zaman taze başlangıçlar yapalım. İlla yeniden doğmak gerekmiyor zaten bu da imkansız insan dünyaya bir kez gelir bir kez ayrılır bu yalancı dünyadan kendimize haksızlık etmeyi bırakıp yaşamaya başlayalım. Başından çok kötü şeyler geçen asla yeniden mutlu olamayacağını düşünen Antalya travestilerinden bir dostum son zamanlarda gittiği terapisti sayesinde bunun bir son değil başlangıç olduğunu öğrendi ve hayata yeniden sıkıca tutunmaya karar verdi. Sizin doğrularınızın başkalarının doğruları olmayabileceğini bilin. Çok okuyun. Okumayı ertelemeyin, okumaya yaşınız ilerlese bile devam edin. Çünkü okumak zihinsel faaliyetleri çalıştırır. İyi bir nefes almak iyi bir nefes vermekle başlar. Ağır derin ve sessiz olun. Nefes egzersizine başlamadan önce, sağ elinizi göbeğinizin hemen altına koyun, sol elinizi göğsünüzün üzerine koyun ve gözlerinizi kapatın. Nefes almadan önce ciğerinizi iyice boşaltın. Yeni bir nefes almak için birkaç saniye bekleyin. Art arda iki derin nefes aldıktan sonra kesinlikle 4-5 kez de normal nefes alın. Tüm bu işlemleri günde 40 kez yapın ve bunu alışkanlık haline getirin. Akraba, aile ve kök bağlarınızı koparmayın. En azından özel günlerde mutlaka onlarla olun. Sizi aşan konularda mutlaka danışmanlık alın. Her şeyi siz bilemezsiniz ve siz çözemezsiniz. Danışmanlık almak bir eksiklik değildir.Ben hayatta en çok her şeyi bildiğini sanan insanlara kızarım ukalalık yapmanın gereği yok kimse her şey, bilemez mutlaka öğrenmesi gereken konular olacaktır. Ama ne hikmetse o insanlar bir türlü bunu kabul etmezler onlarla her konuştuğunuzda size akıl vermeye kalkarlar. Herkesin aklı kendine yetiyor diyesim geliyor ama bazen kimseyi de kırmak istemiyorum. Sen bilirsin diyerek çekiliyorum kenara en büyük erdemin susmak olduğunu Mevlana’dan öğrendim. Ben sadece haddimi biliyorum sevgiler İclal.

Nazara gelmek

nazar

Nazara inanmak batıl diyenler çıkabilir içinizden ama ne yalan söyleyeyim ben nazara inananlardanım. Nazar (yani göz değmesi)  Arapça kökenli olup Türkçe karşılığı dikkatli bakış anlamındadır. Dikkat’i bir nokta’da toplamak, yoğunlaşmak ya da çok istemek veya kıskanmak gibi terimlerle de tanımlanır. Nazar Arapça kökenli bir kelime olsa da kavramı binlerce yıldır tüm inanışlarda farklı adlarla ama korumaları benzer sembollerle yapılmıştır. Göz şeklinde ki korumalar eski Mısır’a dayanırken mavi rengi kullanan Anadolu bu tılsımı cama aktarmıştır. Nazardan korunmak için mavi bir boncuk takmak bu nedenle kullanılır. Aynı şekilde uğursuz gözlerden gelen fenalığı ortadan kaldırmak için Fenikeliler, Yunanlılar ve Romalılar tarafından el şeklindeki muskaların kullanıldığı tespit edilmiştir. Hz. Muhammed’in “Nazar’dan Allah’a sığınınız. Çünkü göz (değmesi) gerçektir.” hadisinden de anlaşılacağı üzere İslâm dininde nazarın varlığı kabul edilmiştir. Dinimizde de nazar kabul edilir yani hatta bu göz değmesi için renkli gözlü insanların nazarı daha çok değer diye bir inanış bile var. Geçen yıl kendimi biraz şımartmak istedim ve evime biraz pahalı olmasına rağmen harika bir vazo aldım. Vazoyu evin en güzel yerine yerleştirdim. O akşam Ankara travestilerinden birkaç dostum ziyaretime geldi. İçlerinden mavi gözlü olan Ayça vazoya dikkat kesilip çok beğendiğini söylediği anda vazo birden bire paramparça oldu. Bunun nedenini önceleri anlayamadık ama sonra nazara geldiğimizi fark ettik. O günden beridir de bir şeyi beğenirsem mutlaka maşallah demeyi ihmal etmem bence siz de öyle yapın. Nazar için ben yoğun bir enerji alışverişinde bir tarafın pasif kalarak yoğun olarak enerji yüklenmesi ve bazı şeylerin ters dönmesidir, derdim. Nazar dediğimiz olgu bir yoğunlaşma ve ne yoğunlukta olduğu bilinmeyen bir enerjinin bir yerden bir yere aktarımıdır. Elbette bu enerjiye geçen her tür duygu karşı tarafa aktarılacaktır. Aniden kırılan bir eşya, birçok iltifatın hemen ardından düşen bir kişi, kendimizi birden bire ağırlaşmış ya da yorgun hissetme halimiz gibi örnekler gözlemlediğimiz de nazar tespiti yaparız. Aslında tarih boyunca ve hali hazırda günümüzde birçok tılsım yerine geçecek obje kullanılmaktadır. Bölgeye dinsel ve kültürel inanışa göre farklılıklar gösterse de anı amaca hizmet etmektedirler. Nazarlardan korunmayı unutmayın sevgilerimle İclal.

Tercihlerinden oluşan insan

Hayatınızı başkalarının yönettiğini düşünüyorsanız bir daha düşünün derim çünkü yanınızda olan insanları hayatınıza kendiniz soktunuz tabi yakın akrabalarınız hariç onlar doğal olarak hep yanınızdaydı. Herkes kendi tercih ettiği şekilde yaşar Ama siz yine de bu hayat derslerine bir göz atın Belki de kötü giden hayatınızı iyiye çevirebilecek bir ipucu vardır. Bunları ben de zamanla öğrendim öyle havadan gelip aklımın için girmediler insanoğlu hatalarından ders çıkarak büyürmüş aklının da etkisi var tabi ama bence hatalar yapmak insana en büyük dersi veriyor. Bu yüzden hata yaptığınızda üzülmek yerine bu hatadan ne ders çıkar diye düşünün. İyice tanımadan hiçbir insana bağlanma, bitmemiş ilişkilerin üzerine ilişki kurma, acı çeken sen olursun. En önemlisini de şimdi Ankara travestilerinden Bade hatırlattı iyice soruşturup araştırmadan kimse için ani karar verme, yaftalama, etiketleme. İyice soruşturup diğer insanların da haklı olabileceğini düşün. Seni takmayanı sen de takma, konuşmayanla asla konuşma. Güvenmediğin biriyle asla flört etme. Yalanını yakaladığın kişinin düzelebileceğini düşünme. İnsanlara doğru değer ver, hak etmeyenleri sil. Kimseye yalvarma. Asla dönüp de arkana bakma. Sır tutmasını bil. Dostlarının yeri ayrı, sevgilinin yeri ayrı Sevgilin için dostlarını, dostların için sevgini satma. Hak ettiğin sevgiyi alamadın mı? Kendini üzme, sorun sen değilsin. Kimsenin lafıyla dolduruşa gelme, ama aklının bir köşesinde de tut. Bir ilişkiyi kafanda bitirdikten sonra iki çift tatlı söz, iki damla gözyaşı için asla yumuşama. Seni sevenlerle kullananları iyi ayırt et. Seni dinleyip anlamaya niyeti olmayanlarla tartışma. Emrivaki oluşturulan dostlukları kabul etme. Eğer verdiğin o kişide kalmıyorsa ikinci bir sır şansı verme. Dostun olacak insanları bazı kriterlere göre belirle. Kendini öven insanlardan kaç. Karşındakinin doğruyu söylediğini varsayma. Kendine saygını yitirmene neden olacak hiçbir şey yapma. Sorunun olduğunda insanlar zaman ayırıp seni dinliyorlarsa onların öğütlerini göz ardı etme. Göz göre göre su birikintilerine taş atma, mutlaka üzerine sıçrar. Gözyaşlarının değerini bil. Onları hak etmeyenler için harcama. Sana bahşedilen zekayı kullanmayarak Allah’a hakaret etme! Senin zekana inanan insanları hayal kırıklığına uğratma. Sen olmaktan asla vazgeçme başkaları ne derse desin kendin ol sevgiler İclal.

Olgun insan oldum artık

Yaş ilerledikçe insanın hayata bakış açısı da değişiyormuş.Herhalde olgunlaştıkça zevklerimizden tutun da düşünce yapımıza kadar her şeyi değiştiriyoruz.Örneğin ben çok değiştim neler mi yaptım;İlişkilerde tasarrufa gidiyorsun her şeyde olduğu gibi ve gereksiz insanları hayatından atmak istiyorsun.Yapmacık, inanmadan konuşmak istemiyorum artık. ‘Ben demiştim’ ,’ben bilirim’, ‘ben zaten anlamıştım’,Zamanın ne kadar kıymetli olduğunu öğreniyorsun buralara kadar gelirken. Uzun düz otobanlardan olduğu gibi, kestirme bozuk yollardan da ulaşabilirsin hedeflerine.Kestirmeleri de öğrendim gide gele.Boş geçen her saniye değerli artık.Aileme ve seçtiğim tüm dostlarıma daha önce göstermediğim sevgi, anlayış ve ilgiyi gösteriyorum. Biliyorsun ki gidenlerin ardında sadece iyilikler kalıyor, ne kadar sevgi dolu olduğu hatırlanıp anılıyor. Bana çok genç olduklarını hatırlatırcasına nedense tecrübelerimi, fikirlerimi sormaya başladılar. Vereceğim cevaplar belki çok anlamsız geliyor ama yine de dinliyorlar ama ben biliyorum ki yasamadan hiçbir şey öğrenilmiyor. Yasamışlığın oluşturduğu bir alçak gönüllülükle gülüyorum içimden sadece.Artık daha şık giyiniyorum, senelerle birikmiş dolaplar dolusu kıyafet var ve bunları kendimle paylaşmalıyım.Önce kendine güzel görünmelisin, kendi zevkime göre giyinmek istiyorum, böyle hissediyorum.Modaya uymak adına popomun sığmadığı düşük bel pantolonlara sığmıyorum diye kendimi üzme tercihini de kullanabilirim. Ben benim artık kimseye kendimi beğendirmek zorunda hissetmiyorum. Arkamdan konuşanlara gülüp geçmeyi bile öğrendim. Önceler günlerce kafama takıp üzüleceğim olaylar oluyor ama ben hiç tınmıyorum boş ver demeyi öğrendim çünkü bir daha mı geleceğim dünyaya diyebiliyorum. Bazı arkadaşlarım mesela İstanbul travestilerinden beni yadırgayanlar genç dostlarım var gelsinler benim yaşıma anlarlar diyorum kimseye kızmıyorum. Ayıp, günah ya da ne derler korkuları çoktan geride kaldı. Dostlarıma, kendimize yemek yapmak hoşuma gidiyor. Mutfak eskiden bir zulüm iken şimdi zevk aldığım mekanlar arasına giriyor. Farklı lezzetler denemek güzel ve kendi lezzetimi kendimde yaratabileceğim belli bir damak zevkim ve mutfak kültürüm oluştu. Şarkıları bile bir başka keyifle dinliyorum demli çayın bir fincan kahvenin tadını daha iyi alıyorum. Gerçek dostun kıymetini düşmanın çekilmezliğini anladım. Ne zaman dersen herkese göre, ne kadar dolu yasadığına göre değişiyor bu olgunluk çağına ermek. İnanın bana hayattaki düşüşler, zor alınan virajlar bu zamanı hızlandırıyor. Olgunluk güzel şey yaşayın görün diyorum sevgiler İclal.

 

Dünyaya niye geldik?

Sen şimdi bu dünyaya geldiğine bin pişman bir mutlu olamadım göçüp gidiyorum mu diyorsun? Gerçekten bu dünyaya sadece mutlu olmak için mi geldin sanıyorsun. Mutluluk; yapacağın insani davranışlarla zaten kendiliğinden gelir sana, onu maddede aramayı bırak! Ruhsal eş filan arama hiç, unut gitsin! Dolayısıyla karşına çıkanlar, çıkacak olanlar seni elbette; kimi zaman sevecek, kimi zaman sever görünecek kimi zaman nefret sınavıyla karşılaştıracak kimi zaman sevindirecek, kimi zaman incitecek, kıracak, kimi zaman terk edip üzecek, acılarla baş başa bırakacak ve sonuçta, gerektiği gibi olmanı veya o yolda adımlar atmanı sağlayacaktır. Bunların hiçbiri haksızlık, şanssızlık, bahtsızlık, tesadüf, plansız programsız olmayıp, senin bizzat elinle imzaladığın planının gerekleridir, yani planındaki deneyim ve sınavların içeriği olan şeylerdir, karşılaşmalardır, davranışlardır, olaylardır. Evet mutlu olmayı herkes ister, ama mutluluk bir sonuçtur, amaç değil. Amaç gelişmen, olgunlaşmandır ve kendini olgunlaştırıcı faaliyetlerinin sonucu olarak bir mutluluk duysan da, bu bir sonuçtur, amaç değil. Bu arada unutma ki, mutluluk maddeyle asla elde edilemez. Zaten maddi olmayan bir şey hiç maddeyle elde edilebilir mi? Sınavları kanat takarak, uçarak, acı çekmeksizin geçmenin en önemli ve hatta tek şartı, tek yolu, tek anahtarı, tek sihirli değneği, tek şifresi, tek sırrı nedir bilir misin? Maddi arzu ve ihtiraslar yönünde gitmemek, aksine daima vicdan pusulasının gösterdiği üst kutup yönünde gitmek ve o yönden hiç sapmamak. Maddiyat hırsına kapılıp giderken öğrenmen gerekenleri es geçiyorsun oysa alınacak ne çok ders var bunları kendini bu dünyada öğrenmeye adayan İstanbul travestilerinden bir grup dostumla konuştum geçen gün ve sırra ortak oldum. Amaç kötülükleri değil güzellikleri benliğimize yüklemek ve ne kadar çok gelişme varsa hepsini takip edip aklımıza yazmak çünkü bir daha ki gelişte bize onlar lazım olacak kin ve nefret tohumları sadece düşmanlık taşır. Dünyaya geliş nedenini unutma asla yolunda şaşma. Sen doğru ol yanlış zaten düzelir lafını unutma.   Son bir şey; vicdan kalpte değildir ve idrak ile yükselir. Sevgiler İclal.

 

 

Yanlış bir hayatın peşinde koşma

Hayat sen öyle durduğun yerde dururken sana güzellikler sunmaz. Sadece gayret gösterenler için iyi şeylerin olduğu zor bir durumdur yaşamak. Ne olmasını bekliyorsun mesela hayta sana ne sunsun da mutlu ol. Mutlu olmayı hak etmek için neler yapıyorsun? Hayal kurmak yetmiyor gerçekten ne işle meşgul oluyorsun seni mutlu edecek bu soruların cevabı koca bir hiçse bence çok da umutlu olma çünkü beklediğin mutluluktan çok uzaktasın. Hani eskiden çocukken oynadığımız bir oyun vardı bir e eşyayı saklar sonra birinin onu bulmasını beklerdik. Eşyaya yaklaşınca sıcak uzaklaşınca soğuk diye bağırırdık. İşte sen o oyunun içinde en soğuk köşede öylece duruyorsun. Sistem böyle çalışmıyor! Düşünce gücü, metafizik, parapsikoloji, yoga, meditasyon, aklına her ne geliyorsa, neye inanıyor ve peşinden gidiyorsan, hepsi bir yerde… tıkanıp kalacaktır! Ummakla, dilemekle olmuyor, ayağa kalkacaksın! Her şeyden önce farkına varacaksın!Hangi öğretiye inanırsan inan, üstün körü anlamayacaksın.Bir bilgiyi gerçekten hayatında uygulayamıyorsan, o bilgiye sahip olduğun yanılgısına kapılmışsın demektir.Kendini kandırmayacaksın!Gerçekleri anlayacak, sonu her ne olursa olsun kabul edeceksin.Bazen bildiklerin, öğrendiklerinin acı verir.Onu da yaşayacaksın.Önce kendinin, ne olduğunun, nelere sahip olduğunun, gücünün, yeteneklerinin,bu hayata neden geldiğinin farkına varacaksın.Bu hayatı ne kadar gereksiz insan ve şeyler için harcadığına bir bak senin için hiç kıymeti olmayanlara ne çok emek verdin.Emekler heba oldu bari sen heba olmadan kurtul bu yılgınlıktan boşa kürek çekmekten bunun farkına varan Manisa travestileri, İstanbul travestileri ve pek çoğu için söyleyecek tek şey aferin olurdu ama bitmez farkına vardınız da ne oldu? Fark ettiğiniz gerçekle yüzleşmek yetmiyor şimdi asıl marifet gayret gösterip bu tek düze hayatı sıkıcı olmaktan çıkarmakta hadi ne duruyorsunuz beklemekten vazgeçip harekete geçmenin tam zamanıdır. Hiç kimsenin ve hiçbir şeyin senden daha önemli olduğunu düşünmeyeceksin. Bedenine, ruhuna, aklına sahip çıkacaksın. Hak etmeyenin ardından yas tutup, bunu da aşka bağlayıp, aşkın şanını kirletmeyeceksin. Kendini tanıyacaksın, hem de çok iyi tanıyacaksın! Kimleri, neden ve niçin seçtiğini bileceksin.Kimseyi kırmadan dökmeden ama hep kendin için bir savaş ver ki mutluluğu hak edesin sevgiler dostlarım İclal.

 

Terlemek ve kötü koku sorunu

Terlemek sanırım şu aralar hepimizin en büyük sorunu olmuş durumda hava sıcaklığı aniden yükselince ne yapacağımızı şaşırdık aşırı terleyen travesti dostlar ne demek istediğimi anladılar. Evden çıkarken giydiğimiz en güzel kıyafetlerimiz kısa sürede ter içinde kalıyor ve biz kötü kokmak istemiyoruz o halde bunun çaresine bakmak gerekiyor. Nasıl mı yapacağız teknoloji gelişti artık her şeyin bir kolayı var.Botoks ile çözüm bulan Ankara travestileri gibi biz de çareler buluruz.Aşırı terleme hem bir sağlık sorunudur hem de günlük hayatı ciddi anlamda kötü etkileyen bir olaydır. Aşırı terleme her insanda değişik bölgelerde olur. Kimi insanların elleri ve ayakları çok terler iken, kimilerinin koltuk altı veya yüzü aşırı terler. Birçok farklı bölgede de aşırı terleme sorunu görülebilir. Her insanın uyması gereken temizlik kurallarında aşırı terleyen bireyler daha özen göstermelidir. Çünkü temizleme olmazsa vücuttan dışarı atılan toksik maddeler tekrar vücut tarafından geri emilebilir. Bundan dolayı sık sık duş almak gerekir. En çok şikayet edilen terleme bölgesi koltuk altı bölgesidir. Koltuk altı terlemesini engellemek için türlü yollar vardır. Kimi dönemlerde aşırı terleme normal kabul edilebilir. Bunlar, hamilelik dönemleri, ergenlik dönemleri ve menopoz dönemleridir. Bilhassa birçok bireyde aşırı koltuk altı terlemesi görülmektedir. Bu durum çoğu bireyde stresten dolayı gerçekleşir. Stres yaşayan vücut daha fazla çalışır ve koltuk altı bezlerinin aşırı oranda ter salgılamasına neden olur. Stres en çok karşılaşılan neden iken, diğer aşırı terleme sebepleri de göz önünde bulundurulmalıdır. Şayet bireyde tiroid bezi fazla çalışıyorsa bu da aşırı terlemeye neden olabilir. Böbrek üstü bezinde yaşanan rahatsızlıklar, şişmanlık, hipoglisemi ve insülin de aşırı terlemeye sebep olan rahatsızlıklardır. Doğal bir zehir olan botox sulandırılarak problemli bölgeye enjekte edilir. Burada amaç ter bezlerini felç etmek ve terlemeyi önlemek. Aşağı yukarı 30 dakika sürer ve Lokal anestezi ile yapılır. Yalnız koltuk altı terlemelerinde değil, avuç içi terlemelerinde, ayak terlemelerinde de kullanılır. Sorun saptanamadığı durumlarda sempatik sinirlerin doğuştan aşırı çalıştığı düşünülür. Bu soruna karşı çok değişik tedavi şekilleri uygulanabilir: Hastanın beyaz renkli, hafif, pamuklu giysiler ve çoraplar giymesi tavsiye edilir.