travesti modeller için tıklayın

Aydın olma masalı

ay

Özelikle son yıllarda etrafta bir aydın patlaması yaşanıyor. Ekranlarda boy boy aydınlar çıkıp ondan bundan hatta bazıları her telden ahkam kesiyorlar. Sanırsınız aydın olmak için kibirli olmak, çok konuşmak, diğerlerine burun kıvırmak şart. Oysa gerçek bir aydın asla aydın olduğunun farkına varmaz. Ona sorsanız kendini hep öğrenmeye aç bir cahil zanneder. İnsan aydınlanınca ışıldayarak mı gezer? Bunların yaşamları nasıldır? Kafamda bu aydınlarla ilgili bir sürü soru var. Ben meraklı bir insanım beni tanıyanlarınız bilir. İlla merak ettiğim konuyu biraz deşmek isterim. Şimdi de gözümü aydınlanmaya diktim. Bakalım nasıl aydınlanıyorlar, ne okuyorlar ne konuşuyorlar azıcık araştırdım. “Aydınlanma, artık aydınlanmanın öneminin olmadığı durumdur.”Aydınlanma aramakla bulunan bir şey değildir. İlahi olanla aranızdaki iletişimin önüne, egonun koyduğu engellerden kurtularak varılan bir durumdur. Hamın, pişip yanmasıdır. Aydınlanma gerçekleştikçe zihniniz sakinleşir, sessizleşir ve duygusal yüklerinizden kurtulursunuz. Lao Tsu’nun çok sevdiğim sözü:“Öğrenmenin yolunda her gün yeni bir şey eklenir hayatınıza. Tao’nun yolunda ise sizden her gün bir şey eksilir.”Bugüne kadar hayatın üstümüze eklediklerinden ve egomuzun bize yüklediği tutsaklık zincirlerinden kurtulmaktır aydınlanmak. Aslında insanın en doğal durumudur. Doğduğumuzda dünyaya geldiğimiz haldir. Ardından unuturuz bu halimizi. Tekrar bu hale dönmek için üstümüze giydiklerimizi soyunup eski halimize döneriz. Bir gün bir üniversite hocası, aydınlanmış bir üstatla sohbete başlar. Aydınlanmanın ne olduğunu öğrenmek istiyordur. Görüşmeleri sürerken üstat bir kaba çay dökmeye başlar. Fincan dolduğu halde, üstat çayı dökmeye devam eder ve kap taşmaya başlar. Profesör sıkıntılı bir şekilde:-Fincanın dolduğunu görmüyor musunuz? Bence çayı dökmeyi durdurmalısınız. Üstat sakin sakin cevaplar:-Bu fincan gibi sen de kendi fikirlerin ve yargılarınla dolusun. Sen kendini boşaltmadan önce ben sana nasıl aydınlanmayı anlatabilirim? İstanbul travestilerinden Azra’nın bir eğitim sırasında duyduğu  Bhagavan’ın sözü “Öğrenmek, bildiklerini unutmaktır” başta bana anlamsız gelmişti ama biraz araştırmadan sonra sanırım ne demek istediğini kavradım. Gerçekten yaşam içinde oluşturduğumuz fikir, yargı ve kalıpları bir kenara atıp unutmadan, yeni bir bakış açısına geçmek mümkün değil. İnsanın en zorlandığı basamak da budur. Senelerdir doğru bildiği, özene bezene biriktirdiği düşüncelerden sıyrılıp çocuk gibi düşünmeye başlamak. Çocuk gibi düşünebilmeniz dileğiyle güzel günler dilerim İclal.

 Öfkene dur de!

Öfke maalesef sık yakalandığımız etkisinden kurtulamadığımız en gereksiz duygulardan biri ve öfke ile kalkan herkes zararla oturuyor. Öfkeden kurtulmanın pek çok yolu var ve bunlardan en kolayı kaplumbağa tekniği peki nasıl bir tekniktir bu diye soracak olursanız size basitçe anlatmaya çalışacağım.21. yüzyıl toplumunda alt benliğimizle değil kendi kişiliğimizle hareket etmeli ve öfkemizi kesinlikle kontrol etmeliyiz. Bu yüzden öfke bizi yakalandığında yapmamız gerekenler basittir. Teknik kısaca öfke anında kabuğuna çekilip derin nefes alman gerektiğini söylüyor oldukça kolay daha öfkelenmeden bile yapabiliriz. Diyelim ki bizi öfkelendirecek bir durum ile karşı karşıya kaldık. Hemen ortamdan uzaklaşalım ve sessiz bir şekilde derin nefes alıp kabuğumuza çekilelim.Bir süre sonra sadece birkaç dakikadan bahsediyorum.Artık kabuğunuzdan çıkabilirsiniz.Şimdi problemi daha net görecek ve doğru bir çözümle yaklaşacaksınız. Öfkeni fark et ve onu izle onun nasıl yükseldiğini ve seni nasıl zorladığını fark et. Bu sayede öfkeye kapılmak yerine onu izleyerek onu anlamış olacaksın. Öfkelendiğinizde öfkeli şeyler düşünmeyi bırakın. Öfkelendiğimizde genellikle parçalamak, kırmak, küfretmek, dövmek gibi yıkıcı düşünceler bizi sarar ve bunlara bazen uyarız. Fakat öfkemiz geçtikten sonra ne yazık ki bize bıraktığı şeyler korkunçtur. Sevdiklerimizi üzmüş ve onları kırmışızdır. O halde öfkelendiğinizde durdurmanız gereken en önemli düşünceler öfke düşünceleridir. Onları durdurun göreceksiniz öfkenizde duracak. Öfke kontrolü çocukluk çağında başlar ve beyin ön bölgesinin bir işlevidir. Kötü çocukluk çağı yaşantıları ve yanlış tutumlar çocuklarda öfke kontrolünü bozar. Öfke Kontrol Bozukluğu yaşayan bireylerde mutluluk hormonu adı verilen serotonin hormonunun çalışmasında da bir sıkıntı olduğu bilinmektedir. Bursa travestilerinden bir dostumuz aşırı öfkelendiği için doktora gitti yapılan araştırmalar sonucunda epilepsi hastası olduğunu öğrendi. Epilepsi gibi beyin hastalıkları öfke kontrol bozukluğuna sebep olabilir. Bazı epilepsi türleri tipik bayılmalarla değil de öfke patlamalarıyla seyreder. Eğer tedavi edilmezse çocukta davranış sorunları gelişir. Psikiyatride “Epileptik Karakter” dediğimiz bir tipleme vardır. Bu kişiler bazı durumlarda kendilerini kaybederler. Kendilerini “o an film kopuyor, gözüm hiçbir şeyi görmedi, vurdum, kırdım, sonra da pişman oldum” diye ifade ederler. Eğer öfkeli bir kişiliğe sahipseniz ve önüne geçemiyorsanız sizin de bir doktora görünmenizi öneririm. Sevgiyle ve saygıyla kalın İclal.

Ayvayı yemeden sağlık yok

ayva

Başınıza kötü bir iş gelmişse klasik bir deyim vardır. Ayvayı yedim. Oysa ayva yemek sağlığın anahtarıdır. Korkmadan ayvayı yiyebilir eşe dosta da ikram edebilirsiniz. Ayvanın faydaları oldukça fazladır. Ayva böbrek zafiyetine, karaciğer zafiyetine, mide bulantısına, deniz tutmasına, mide gevşemesi ve mide düşmesine, midenin kuvvetlenmesine çok faydalıdır. Pişirilmiş ayva mide zafiyetine iyi gelir. Aslında sert mizacıyla ayvayı ısırarak yemek oldukça zahmetlidir. Dişlerimizin kesmediği ayvaları yemenin basit yolları bulunmaktadır. Hoşaf yapın.Ayva hoşafının ağız yaralarına, akciğer veremine iyi geldiğini, gece uyurken ağızdan salya gelmesini önlediğini de belirten uzmanlar Yaprağı kaynatılıp içilirse ishali keser. Ayva yaprağı kaynatılır, suyu ile gargara yapılıp, pişmiş yaprakları ile de lapa yapılıp boğaza konursa boğaz ağrısını ve şişliğini giderir. Burun kanamasını önlemek için buruna ayva suyu çekilmelidir. Ayva suyu aşırı adet kanamasını önler, bağırsak kanamalarını keser, dizanteriye karşı çok faydalıdır. Doğumu kolaylaştırmak için ayva suyu ve ayva çekirdeği kaynatılıp içilmelidir. Ayva kabuğu veya ayva çekirdeği kaynatılıp içilirse, idrar yolu iltihaplarına iyi gelir. Ayva suyu iştah açar, böbrek ve sidik torbası iltihaplarını iyileştirir. Grip ve nezle olanlar bol bol yemelidirler. Ayva suyu vesveseye ve mide ülserine iyi gelmekte, dimağı kuvvetlendirmektedir. Göz beyazı, göz kapak ve kirpiklerinin iltihaplanmasında ayva yaprağı kaynatılıp soğutulduktan sonra gözler günde birkaç kez yıkanır. Ayva meyvesi üzerindeki tüyler kanayan yere konursa kanamayı durdurur. Beyaz akıntıya karşı ayva yaprağı kaynatılıp aç karnına içilmeli ve haricen yıkanılmalıdır. Ağız içi yaraları ve boğaz iltihapları için kurutulmuş ayvanın suda bekletilmesi ile elde edilen şurup gargara olarak kullanılırsa şifalı gelir. Ayva çekirdeklerini kurutup saklayan Esma ( Antalya travestileri ) yaptığı bitki çaylarının içine bu çekirdekleri ekleyerek sağlıklı olmanın doğal yolunu keşfetmiş. Aslında çok paralar harcamadan evde sürekli tükettiğimiz gıdalardan doğada bulunan otlardan faydalanarak kendi doğal çaylarımızı yapabiliriz. Çay için illa aktarlardaki pahalı yeşil çaylara beyaz çaylara sarkmanıza gerek yok. Üzümün çöpü, kirazın sapı, ayvanın çekirdeği misali yediklerimizden arta kalan her şey bizler için doğal çay malzemeleridir. Sağlıklı günler dilerim İclal.

Susan kadın gitmiştir

susan

Sanılır ki konuşan kadın çekilmez hele bir de vıdı vıdı etmeye başlamışsa ondan hemen uzaklaşmak lazım artık erkeğinden bıkmıştır. Oysa yanılıyorsunuz beyler kadınlar severken değil giderken susarlar Evde artık hiçbir konuda tartışmayan sizi eleştirmeyen yaptıklarınızı umursamayan susan bir kadın görüyorsanız o kadın sizden çoktan gitmiştir. O koltukta televizyon izleyen, mutfakta yemek yapan, yatakta uyumaya çalışan kadın size ait değildir. Geriye sadece susmalarını bırakmıştır. Bir kadını anlamanın çok basit yolları vardır. Öncelikle kadının da sizi anlamasını beklersiniz. Kadının ego doyumunu destek görmek ve destek vermek, paylaşmak, yardımcı olmak hisleri sağlar. Eşlerin birbirlerine verecekleri en önemli armağan, güvenlerini hissettirmeleridir. Bu, aynı zamanda karşımızdakini onurlandırma yoludur. Bir kadın, erkeğin giydiği gömleğin pantolonuna uymadığını gördüğünde “Bu olmamış” derse erkek kendisini beceriksiz hisseder. Bunun yerine “Bence böyle olsa sana daha çok yakışır” demek, olumsuz duyguları bertaraf edecektir. Ancak diğer taraftan kadın, fikrini söylemediğinde kendisini işe yaramaz gibi zannedebilir. Bu noktada erkek, kadının fikrine saygı duymayı bilmelidir. Farklı görüşü yapıcı olarak paylaşmayı becerebilmek, bir erkeğin kendisini aşmasıdır. Sorunun püf noktası, “Önce kabul et” düşüncesini alışkanlık hâline getirmektir. Birbirini anlamanın basit yollarını keşfeden çiftler mutlu olurken, kadının anlamayan erkeğini küçük gören kadınlar susmayı mutsuz olmayı hak ederler. Bu duruma düşmende önce yapmanız gerekenleri doğru yaptığınızdan emin olmalısınız. Bir ilişki için çok uzun yıllar emek veren Aslı ( Ankara travestileri ) en sonunda verdiği hiçbir değerin karşılığını görememiş önce susarak gitmiş sonra bavulunu toplayıp anılarını alarak evi terk etmiştir. Ego denilen bencillik denilen şey bazen sevenleri bile birbirinden ayırır. Anlayış ve saygı ilişkinin olmazsa olmazıdır nasıl olsa beni seviyor hiçbir yere gitmez diye düşünmeyin sevgi zincirin sadece bir ucu diğer uçlar incelirse inceldiği yerden kopacaktır. Bir kadının çığlıklarından, kavgalarından korkmamak gerekir, çünkü kadının gidişi sessiz ve asildir. Kadınlar inatçıdır, hayata tutundukları gibi, aşklarına da sahip çıkarlar. Bu yüzdendir, konuşup derdini anlatma isteği, karşı tarafı ikna edene kadar uğraşırlar. Sonunda pes eder adam, bir ışık görür kadın, tüm derdini paylaşır. Kadını kaybetmeye değil kazanmaya çalışın yapmanız gereken zor değil ki sevin sayın. Hepsi bu kadar. Sevgiyle kalın İclal.

Yorgunluk ve uykusuzluk problemi


Miniature doctors examining a woman

Bir şarkı vardı hani yorgunum dostlarım yorgunum yorgun diyen işte ben de tam o durumdayım. Ne kadar dinlenirsen dinleneyim yorgunluğumu üzerimden bir türlü atamıyorum. Bu konuda biraz araştırma yapıp neden hep yorgun hissettiğimi araştırdım. Kronik yorgunluğunun en büyük nedeni gürültülü ortamlarmış evimde yatak odasında bulunan saatin tik tak sesleri bile uykumun kalitesini düşürüyormuş. Gürültü stres yaratır ve stres tansiyonu yükseltir. Sonuçta sürekli halsiz ve uykulu oluruz. Bunun için size önerimiz, yatak odanızdan saat gibi ses çıkarabilecek tüm eşyaları kaldırmanız olacaktır. Sonra gün boyu içtiğim çay ve kahve aşırıya kaçınca uykumun derinliğini bozup geceleri sıklıkla uyanmama neden oluyormuş Ne yapalım artık çok sevdiğim çay ve kahveden bile fedakarlık yapacağım. Ben yaparım da İstanbul travestilerinden pek çok dostum kahve ile uykunun alakası olmadığı konusunda hem fikirler ve sanırım asla azaltmayacaklar. Uyku saatine yakın karbonhidratlı gıdalar da yememek gerekiyor. Uykudan önce ekmek, makarna yediğimizde verdiği ağırlık yüzünden uyumakta zorluk çekeceğimiz kesindir. Su eksilirse dikkatiniz de dağılır. Günde en az sekiz bardak su içmelisiniz. Cep telefonu hipnozdan beter olabilir. Uzun süre cep telefonları ile konuşanlar, sosyal medyadan uzak duramayanlar da maalesef uyku konusunda şansı olmayanlar. En iyisi uyku saatinden önce cep telefonunu kapatıp, normal düzene dönmek tabi yapabilirseniz çünkü günümüzde madde bağımlısı gibi cep telefonu bağımlısı olduk. Saydıklarım için de bana da en zor geleni bu olacak sanırım o kadar çok sosyal medyada dolaşıyorum ki onsuz bir hayat bile düşünmek zor geliyor. Az harekete bir de aşırı kola, çay ve et tüketimi eklenirse, bünyede aşırı asit meydana gelir. Sonuçta da dolaşım bozuklukları, migren, bağışıklık sisteminin zayıflaması gibi rahatsızlıklar yaşanır. Floresan ışık, öğrenme ve konsantrasyon yetimizi yüzde 60 oranında düşürür. Gün içinde saatlerce bu ışığa maruz kalan birinin bağışıklık sisteminin zayıfladığı ispatlandı. Bu da kronik yorgunluğa neden olabilir. Bulunduğunuz ortam yeterince havalanmıyorsa küf oluşabilir. Bünye, küfe tıpkı mikroplarda olduğu gibi karşılık verir, bununla mücadele eder. Bu da açıklanamayan sürekli yorgunluğa neden olabilir. Saydığım maddeleri harfiyen uygulayalım ve kaliteli uykumuza kavuşalım sevgiler İclal.

Depresyonsavar besinler

depres

Depresyona girmeyene, stres sinir harbi yaşamayanlara bu devirde deli diyorlar. Deli değilsek mutlaka bir krizin eşiğinden dönmüşlüğümüz de vardır. Dünyada depresyon ilaçlarının en çok tüketildiği ülke bizimkiymiş. Bize neden zor geliyor bu hayat derseniz yaşam koşulları, hayat pahalılığı ve özgürlüğün kısıtlanması insanların dileğince yaşama şansı bulamamsı diyebilirim. Bugünkü yazımızda, hayata karşı daha olumlu bir akış açısı teşvik etmek üzere doğrudan sinir sisteminizi etkilemeleri sayesinde, depresyonla doğal yollarla savaşan vitamin ve minerallerden bahsetmek istiyoruz. Böylece kendinizi daha mutlu, sakin ve neşeli hissedebilirsiniz. Özellikle hayatı en zor yaşayan biz travestiler daha rahatlatacak meyve ve sebzeleri kullanan Antalya, Bodrum ve İzmir travestileri var. Olumlu sonuçlar almışlar. O zaman deneyelim bakalım ne yiyecekmişiz. C Vitamini güçlü bir bağışıklık sisteminin temel bir parçasıdır. Aynı zamanda sinir sisteminizde de önemli bir rol oynar; çünkü C vitamini eksikliği yorgunluk ve mutsuzluk hissine yol açabilir. Bu vitaminden yeterli miktarda almamak size zarar vermez, ancak uzun vadede depresyona yol açabilir. Ayrıca fiziksel veya zihinsel açıdan yüksek düzeyde stresli zamanlarınızda da C vitamini alarak negatif bir ruh halinin önüne geçebilirsiniz. Önerilen C vitamini dozunu almanın en iyi yolu narenciye meyvelerini tüketmektir. Yediğiniz meyvenin organik olmasına dikkat etmelisiniz. Ayrıca yararlı özellikleri olan kabuk kısmını dahi tüketebilirsiniz. Çeşitli çalışmalar depresyon ile B9 vitamini, diğer adıyla folik asit eksikliği arasındaki ilişkinin altını çizmiştir. Araştırmalara göre, düşük folik asit seviyeleri depresyonu önlemenin anahtarı olan serotonin hormonu üretiminde bir düşüşe yol açmaktadır. Ayrıca bu besin maddesinin erken tedavi edilmediği takdirde daha ciddi sorunlara yol açabilen mutsuzluk ve stres dönemlerinin üstesinden gelmedeki önemini doğrulamaktadır. Stresi ve depresyon etkisini azaltan besinler yanında benim de sizlere naçizane tavsiyelerim olacak. Mesela kitap okuyor musunuz? Eğer cevabınız hayır ise benden tavsiye en azından günde yirmi dakika kitap okuyun. Peki spor yapıyor musunuz? Hayır mı yapmayın her akşam yarım saat yürüyerek kafamızın içindeki bütün kötü düşüncelerden kurtulmak mümkünken neden oturuyorsunuz hadi spora okumaya ve stersiz depresyonsuz bir hayata hadi bakalım hayat güzel yaşamaya değer sevgiler İclal.

Endişe ve kaygıya yer yok

Kaygılar endişeler bizi daha da mutsuz etmek için elinden geleni arkasına koymasa da her gecenin bir sabahı olduğuna inanmak gerekir. Hayat kötü düşüncelerle harcanacak kadar uzun değil ki hep mutsuzluk hep bir umutsuzluk içinde olalım. Hayat bazen yeni doğan gün ile yeniden başlamayı bilmektir o halde hayatımızın ilk günü bugündür hoş geldik yeni hayatımıza diyelim ve sıfırdan başlayalım ne yaşamış olursak olalım her zaman taze başlangıçlar yapalım. İlla yeniden doğmak gerekmiyor zaten bu da imkansız insan dünyaya bir kez gelir bir kez ayrılır bu yalancı dünyadan kendimize haksızlık etmeyi bırakıp yaşamaya başlayalım. Başından çok kötü şeyler geçen asla yeniden mutlu olamayacağını düşünen Antalya travestilerinden bir dostum son zamanlarda gittiği terapisti sayesinde bunun bir son değil başlangıç olduğunu öğrendi ve hayata yeniden sıkıca tutunmaya karar verdi. Sizin doğrularınızın başkalarının doğruları olmayabileceğini bilin. Çok okuyun. Okumayı ertelemeyin, okumaya yaşınız ilerlese bile devam edin. Çünkü okumak zihinsel faaliyetleri çalıştırır. İyi bir nefes almak iyi bir nefes vermekle başlar. Ağır derin ve sessiz olun. Nefes egzersizine başlamadan önce, sağ elinizi göbeğinizin hemen altına koyun, sol elinizi göğsünüzün üzerine koyun ve gözlerinizi kapatın. Nefes almadan önce ciğerinizi iyice boşaltın. Yeni bir nefes almak için birkaç saniye bekleyin. Art arda iki derin nefes aldıktan sonra kesinlikle 4-5 kez de normal nefes alın. Tüm bu işlemleri günde 40 kez yapın ve bunu alışkanlık haline getirin. Akraba, aile ve kök bağlarınızı koparmayın. En azından özel günlerde mutlaka onlarla olun. Sizi aşan konularda mutlaka danışmanlık alın. Her şeyi siz bilemezsiniz ve siz çözemezsiniz. Danışmanlık almak bir eksiklik değildir.Ben hayatta en çok her şeyi bildiğini sanan insanlara kızarım ukalalık yapmanın gereği yok kimse her şey, bilemez mutlaka öğrenmesi gereken konular olacaktır. Ama ne hikmetse o insanlar bir türlü bunu kabul etmezler onlarla her konuştuğunuzda size akıl vermeye kalkarlar. Herkesin aklı kendine yetiyor diyesim geliyor ama bazen kimseyi de kırmak istemiyorum. Sen bilirsin diyerek çekiliyorum kenara en büyük erdemin susmak olduğunu Mevlana’dan öğrendim. Ben sadece haddimi biliyorum sevgiler İclal.

Nazara gelmek

nazar

Nazara inanmak batıl diyenler çıkabilir içinizden ama ne yalan söyleyeyim ben nazara inananlardanım. Nazar (yani göz değmesi)  Arapça kökenli olup Türkçe karşılığı dikkatli bakış anlamındadır. Dikkat’i bir nokta’da toplamak, yoğunlaşmak ya da çok istemek veya kıskanmak gibi terimlerle de tanımlanır. Nazar Arapça kökenli bir kelime olsa da kavramı binlerce yıldır tüm inanışlarda farklı adlarla ama korumaları benzer sembollerle yapılmıştır. Göz şeklinde ki korumalar eski Mısır’a dayanırken mavi rengi kullanan Anadolu bu tılsımı cama aktarmıştır. Nazardan korunmak için mavi bir boncuk takmak bu nedenle kullanılır. Aynı şekilde uğursuz gözlerden gelen fenalığı ortadan kaldırmak için Fenikeliler, Yunanlılar ve Romalılar tarafından el şeklindeki muskaların kullanıldığı tespit edilmiştir. Hz. Muhammed’in “Nazar’dan Allah’a sığınınız. Çünkü göz (değmesi) gerçektir.” hadisinden de anlaşılacağı üzere İslâm dininde nazarın varlığı kabul edilmiştir. Dinimizde de nazar kabul edilir yani hatta bu göz değmesi için renkli gözlü insanların nazarı daha çok değer diye bir inanış bile var. Geçen yıl kendimi biraz şımartmak istedim ve evime biraz pahalı olmasına rağmen harika bir vazo aldım. Vazoyu evin en güzel yerine yerleştirdim. O akşam Ankara travestilerinden birkaç dostum ziyaretime geldi. İçlerinden mavi gözlü olan Ayça vazoya dikkat kesilip çok beğendiğini söylediği anda vazo birden bire paramparça oldu. Bunun nedenini önceleri anlayamadık ama sonra nazara geldiğimizi fark ettik. O günden beridir de bir şeyi beğenirsem mutlaka maşallah demeyi ihmal etmem bence siz de öyle yapın. Nazar için ben yoğun bir enerji alışverişinde bir tarafın pasif kalarak yoğun olarak enerji yüklenmesi ve bazı şeylerin ters dönmesidir, derdim. Nazar dediğimiz olgu bir yoğunlaşma ve ne yoğunlukta olduğu bilinmeyen bir enerjinin bir yerden bir yere aktarımıdır. Elbette bu enerjiye geçen her tür duygu karşı tarafa aktarılacaktır. Aniden kırılan bir eşya, birçok iltifatın hemen ardından düşen bir kişi, kendimizi birden bire ağırlaşmış ya da yorgun hissetme halimiz gibi örnekler gözlemlediğimiz de nazar tespiti yaparız. Aslında tarih boyunca ve hali hazırda günümüzde birçok tılsım yerine geçecek obje kullanılmaktadır. Bölgeye dinsel ve kültürel inanışa göre farklılıklar gösterse de anı amaca hizmet etmektedirler. Nazarlardan korunmayı unutmayın sevgilerimle İclal.

Tercihlerinden oluşan insan

Hayatınızı başkalarının yönettiğini düşünüyorsanız bir daha düşünün derim çünkü yanınızda olan insanları hayatınıza kendiniz soktunuz tabi yakın akrabalarınız hariç onlar doğal olarak hep yanınızdaydı. Herkes kendi tercih ettiği şekilde yaşar Ama siz yine de bu hayat derslerine bir göz atın Belki de kötü giden hayatınızı iyiye çevirebilecek bir ipucu vardır. Bunları ben de zamanla öğrendim öyle havadan gelip aklımın için girmediler insanoğlu hatalarından ders çıkarak büyürmüş aklının da etkisi var tabi ama bence hatalar yapmak insana en büyük dersi veriyor. Bu yüzden hata yaptığınızda üzülmek yerine bu hatadan ne ders çıkar diye düşünün. İyice tanımadan hiçbir insana bağlanma, bitmemiş ilişkilerin üzerine ilişki kurma, acı çeken sen olursun. En önemlisini de şimdi Ankara travestilerinden Bade hatırlattı iyice soruşturup araştırmadan kimse için ani karar verme, yaftalama, etiketleme. İyice soruşturup diğer insanların da haklı olabileceğini düşün. Seni takmayanı sen de takma, konuşmayanla asla konuşma. Güvenmediğin biriyle asla flört etme. Yalanını yakaladığın kişinin düzelebileceğini düşünme. İnsanlara doğru değer ver, hak etmeyenleri sil. Kimseye yalvarma. Asla dönüp de arkana bakma. Sır tutmasını bil. Dostlarının yeri ayrı, sevgilinin yeri ayrı Sevgilin için dostlarını, dostların için sevgini satma. Hak ettiğin sevgiyi alamadın mı? Kendini üzme, sorun sen değilsin. Kimsenin lafıyla dolduruşa gelme, ama aklının bir köşesinde de tut. Bir ilişkiyi kafanda bitirdikten sonra iki çift tatlı söz, iki damla gözyaşı için asla yumuşama. Seni sevenlerle kullananları iyi ayırt et. Seni dinleyip anlamaya niyeti olmayanlarla tartışma. Emrivaki oluşturulan dostlukları kabul etme. Eğer verdiğin o kişide kalmıyorsa ikinci bir sır şansı verme. Dostun olacak insanları bazı kriterlere göre belirle. Kendini öven insanlardan kaç. Karşındakinin doğruyu söylediğini varsayma. Kendine saygını yitirmene neden olacak hiçbir şey yapma. Sorunun olduğunda insanlar zaman ayırıp seni dinliyorlarsa onların öğütlerini göz ardı etme. Göz göre göre su birikintilerine taş atma, mutlaka üzerine sıçrar. Gözyaşlarının değerini bil. Onları hak etmeyenler için harcama. Sana bahşedilen zekayı kullanmayarak Allah’a hakaret etme! Senin zekana inanan insanları hayal kırıklığına uğratma. Sen olmaktan asla vazgeçme başkaları ne derse desin kendin ol sevgiler İclal.

Olgun insan oldum artık

Yaş ilerledikçe insanın hayata bakış açısı da değişiyormuş.Herhalde olgunlaştıkça zevklerimizden tutun da düşünce yapımıza kadar her şeyi değiştiriyoruz.Örneğin ben çok değiştim neler mi yaptım;İlişkilerde tasarrufa gidiyorsun her şeyde olduğu gibi ve gereksiz insanları hayatından atmak istiyorsun.Yapmacık, inanmadan konuşmak istemiyorum artık. ‘Ben demiştim’ ,’ben bilirim’, ‘ben zaten anlamıştım’,Zamanın ne kadar kıymetli olduğunu öğreniyorsun buralara kadar gelirken. Uzun düz otobanlardan olduğu gibi, kestirme bozuk yollardan da ulaşabilirsin hedeflerine.Kestirmeleri de öğrendim gide gele.Boş geçen her saniye değerli artık.Aileme ve seçtiğim tüm dostlarıma daha önce göstermediğim sevgi, anlayış ve ilgiyi gösteriyorum. Biliyorsun ki gidenlerin ardında sadece iyilikler kalıyor, ne kadar sevgi dolu olduğu hatırlanıp anılıyor. Bana çok genç olduklarını hatırlatırcasına nedense tecrübelerimi, fikirlerimi sormaya başladılar. Vereceğim cevaplar belki çok anlamsız geliyor ama yine de dinliyorlar ama ben biliyorum ki yasamadan hiçbir şey öğrenilmiyor. Yasamışlığın oluşturduğu bir alçak gönüllülükle gülüyorum içimden sadece.Artık daha şık giyiniyorum, senelerle birikmiş dolaplar dolusu kıyafet var ve bunları kendimle paylaşmalıyım.Önce kendine güzel görünmelisin, kendi zevkime göre giyinmek istiyorum, böyle hissediyorum.Modaya uymak adına popomun sığmadığı düşük bel pantolonlara sığmıyorum diye kendimi üzme tercihini de kullanabilirim. Ben benim artık kimseye kendimi beğendirmek zorunda hissetmiyorum. Arkamdan konuşanlara gülüp geçmeyi bile öğrendim. Önceler günlerce kafama takıp üzüleceğim olaylar oluyor ama ben hiç tınmıyorum boş ver demeyi öğrendim çünkü bir daha mı geleceğim dünyaya diyebiliyorum. Bazı arkadaşlarım mesela İstanbul travestilerinden beni yadırgayanlar genç dostlarım var gelsinler benim yaşıma anlarlar diyorum kimseye kızmıyorum. Ayıp, günah ya da ne derler korkuları çoktan geride kaldı. Dostlarıma, kendimize yemek yapmak hoşuma gidiyor. Mutfak eskiden bir zulüm iken şimdi zevk aldığım mekanlar arasına giriyor. Farklı lezzetler denemek güzel ve kendi lezzetimi kendimde yaratabileceğim belli bir damak zevkim ve mutfak kültürüm oluştu. Şarkıları bile bir başka keyifle dinliyorum demli çayın bir fincan kahvenin tadını daha iyi alıyorum. Gerçek dostun kıymetini düşmanın çekilmezliğini anladım. Ne zaman dersen herkese göre, ne kadar dolu yasadığına göre değişiyor bu olgunluk çağına ermek. İnanın bana hayattaki düşüşler, zor alınan virajlar bu zamanı hızlandırıyor. Olgunluk güzel şey yaşayın görün diyorum sevgiler İclal.