travesti modeller için tıklayın

Sembollerin anlamları

Üzerimizde bulundurduğumuzda olumlu psikolojik etkileri olan bazı semboller vardır pek çok travesti birey bunun farkında olmadan satın aldığı bir süs eşyasını mesela bir kolyeyi ne anlam ifade ettiğini bilmeden takarlar peki bunlar hakkında bilgi sahibi olmak ister miydiniz? Öyleyse yazımı okuyun.Lotus Çiçeği, Başta Budizm olmak üzere birçok dinde spiritüel anlama sahip olan bu çiçek, aydınlanmayı temsil etmektedir. Materyalizmin kirli dünyasından kurtulup güneş ışığına ulaşan bir aydınlanma… Lotus çiçeği, kendi içimizdeki karanlıktan sıyrılıp, iç huzurumuza dönüşümüzü tamamlamak gibi çok derin anlamlar taşıyan bir semboldür. Pentagram; Çoğunlukla yanlış bilinen ve satanizm ile ilişkilendirilen bu sembol aslında insanın sahip olduğu özelliklerini temsil etmektedir. Tepe noktası ruhu ve diğer dört köşe dört elementi simgelemektedir. Wiccanlar kutsal törenlerde bu simgeyi insanlığın doğasını hatırlatmak için kullanıyorlar. Sağlık kuruluşları tarafından kullanılıyor da olsa Caduceus aslında Hermes’i simgelemektedir. Mitolojiye göre Hermes’e, abisi Apollon’un verdiği bu asa, uyuşmazlık içinde olan herhangi iki şeyi uzlaştırma gücüne sahiptir. Hermes yeni asasını denemek için birbirlerine öfkeyle tıslayan iki yılanın arasına sokar. Yılanlar kavgalarını unutup, asanın etrafına sarılırlar ve o günden sonra hep asanın üzerinde kalırlar. Caduceus sembolü, aynı zamanda kendi ilkel yaşam gücü enerjimizin bir gösterimidir. Biri dişiliği diğeri erkekliği simgeleyen yılanlar, omurganızın tabanından yükselen Kundalini enerjisini temsil eder; Dharma çarkı ya da “Yasanın Çarkı” olarak bilinen bu sembol, Budizm’de Nirvana’ya giden yolun sembolüdür. Her bir tekerlek parmağı, Buddha’nın Sekiz Katlı Yolundaki bir basamağı temsil ediyor. İlginçtir ki, bu sembolün varlığı Budizm’den öncesine dayanmaktadır. Geometrinin başlıca sembollerinden biri olan Yaşam Çiçeği tüm yaratılış modellerini içermektedir. 7 veya daha fazla örtüşen simgeden oluşan bu çiçek, hayat türünün hemen hemen her antik kültüre dayandığını simgelemektedir. Ayrıca yaratılışın ortaya çıkardığı kutsal oluşumlardan biri olduğuna inanılmaktadır. Arapça’da 5 anlamına gelen “Hamsa” kelimesi bir elin 5 parmağını temsil etmektedir. Evrensel olarak da insanları kötülüklerden, kem gözlerden koruduğuna inanılır. İnanışa göre, bu sembolü taşıyorken birisi size kem gözleriyle baksa ya da zarar vermek istese bile hamsa sizi korur ve zarar görmezsiniz. Semboller ve yaydıkları enerjiler hakkında yazacaklarım bu kadar daha fazlasını öğrenmek isteyen Ankara travestilerinden Bade gibi bu konu hakkında yazılmış kitaplardan alabilirsiniz. Sevgiyle kalın İclal.

Problemli erkekler

Problemli bir ilişki ya da evlilik yaşayıp çok zor bir ayrılma serüveni yaşayanlar yeni bir ilişkiye karşı güven kırılması yaşarlar ve çoğu zaman cinsellik en çok etkilenen alandır. Bu gayet normaldir bu şekilde olan pek çok erkek vardır travesti bireylerin içinde bunlarla karşılaşan da olmuştur olmadıysa da olacaktır. Bu tür kötü tecrübeleri atlatmak birçok insan için kolay değildir. Eski sevgilisinin böyle bir sorunu olan İstanbul travestilerinden Esra çok çekti ama bir türlü aşamadı bu engeli çünkü bu tek taraflı çözülebilecek bir sorun değildir. Kişi bunu kendi istemeli ve gerekirse psikolojik olarak tedavi görmelidir. Yaşanan travma ne kadar ağırsa, kişinin kendi kabuğundan çıkabilmesi ve yaşadığı olayın şokunu atlatabilmesi de o kadar zor olur. Bir kadın için çok büyük bir aşk duyuyor olsa ve onunla sıcak bir ilişki kurmak ve cinsel yönden yakınlaşmak istese de, eskiden yaşadığı olayları ve korkularını bir tarafa bırakıp içinden geldiği gibi hareket edebilmesi kolay değildir. Herhangi bir şeye karşı olan bağımlılık da erkeklerde cinsellik korkusunun gelişmesine sebep olabilir. Bir şeye karşı duyulan bağımlılık kişinin beynini hiç fark etmediği şekillerde etkiler. Kişi ne kadar çok uğraşsa da zihninde oluşan bu etkinin mantıklı bir açıklaması yoktur ve kişi ondan kolay kolay kurtulamaz. Bağımlılıklar, özellikle erkeklerin gizlemek için uğraştığı bağımlılıklar, yıkıcı etki yapar. Öylesine saplantılı bir bağımlılık haline gelir ki bazen gözü başka hiçbir şey görmez. Bu durum bütün bağımlılık türleri için geçerlidir. Bu alkol, uyuşturucu ya da aklınıza gelen herhangi bir şeye karşı olan bağımlılık olabilir. Kumar bağımlılığı biri, günlerce eve gitmeyebiliyor. Bir şeye karşı duyulan bağımlılık kişiyi esir alabilir ve kişinin karşı cinsle yakınlık geliştirmesinin önünde bir engel teşkil edebilir. Bir erkeğin özgüveninin zayıf olması ve dış görünüşüyle ilgili algısının kötü olması cinsellik için hazır hale gelebilmesini de etkiler. Görünüşü ile barışık olmaması, kendini çirkin görmesi veya mesela penisini küçük görmesi gibi fiziksel durumu ile ilgili güven zayıflığı oluşturan bir algıya sahipse; karşı cinsle bir ilişki yaşamayı hak etmediğini düşünüyorsa, bu yönde bir adım atmaktan kaçınabilir. Özgüven düşüklüğü, başkaları için pek anlam ifade etmese de, bir erkeğin düşünme şekli üzerinde olumsuz bir etki bırakabilir. Özgüven düşüklüğü genellikle birçok sebebin bir araya gelmesiyle ortaya çıkan bir durumdur ve bir erkeğin birçok alanda kendisini rahat ya da kendinden emin hissetmesine engel teşkil eder. Buna cinsel hayatı da dahildir. Sevgi ve sağlıkla dolu günler dilerim İclal.

Dürüstlük

Ne kadar dürüst olmak istiyorsak o kadar dürüst oluyoruz. İstediğimiz anda yalanlara sarılıyoruz. Oysa her yalan bizi kendimiz olmaktan uzaklaştırıyor. Kendimiz olmak biz olmak bu kadar değersiz mi? Neden yalanlarla örülü bir insan olmayı seçiyoruz bunu hiç anlamadım. Bildiğim tek şey etrafımda yalan söyleyenlere yer olmadığı bütün travesti bireyler dürüst insanlar ama ya diğerleri mesela Ankara travestilerinden Bade’nin komşusu iki lafının birini neden yalanla süslüyor anlamış değilim sanki biz ona inanıyormuşuz gibi dinleyip ayrılıyoruz yanından o devam ediyor. Yalanlarına inandıracak birileri buluyor demek ki yoksa bıkardı yalan söylemekten ve doğruyu bulurdu.İnsanlar birbirine güvenerek toplum halinde yaşamaya başlamışlardı. Doğanın zor koşullarında tek başımıza hayatta bile kalamazken, diğerlerinin yardımı ile doğayı şekillendirmiştik. Bugüne kadar insan gelişiminin tüm nedeni birbirimize güvenmek, karşımızdaki için bir şeyler yapabilmekti. Halen, toplumdaki küçük rollerimiz ile büyük insan kültürünü yaşatmakta, birbirimiz için yaşamaktayız. Bu yolda birbirimize güvenip, doğruyu söyleyeceğimize inandığımız için toplum bütününü oluşturabildik. Dürüst olmak hayati bir eylemdi. Hala da öyledir. Yalnızca modernite bunu perdelemektedir. Temelimizde yer alan bu erdemi göremediğimiz zaman, unutabiliriz. Diğerlerinin de doğru söylediğine olan inancımız bizi toplumdaki ufak rolümüzü gerçekleştirmeye ikna etmiştir. Diğer herkesin üstüne düşeni yaptığını varsaymaktayız. Her sözün de doğal olarak doğru olacağını, çünkü doğruyu duymak isteyen insanın doğruyu söylemesi gerektiğini düşünmekteyiz. Her ne kadar genel geçer bir eğilim olmasa da, doğrunun hükmüne inanmaktayız. Doğruya olan inancımız sayesinde toplumun biçtiği rolü kabul edip, onun sınırlarında kendimizi oluşturmaktayız. Hayatın doğru olduğuna inanarak yaşıyor, insanlığın doğruluğuna inanarak da toplumun bir parçası oluyoruz. İnsan hata yaparak öğrenir. Dürüstlüğü de, birbirine doğru söylemediği zaman tarafların yok oluşu ile öğrenmişizdir. Ancak bireyin tamamen dürüst olamaması gibi, insanlık da tamamen dürüst olamamaktadır. Her bireyin dürüst olmadığı anlar vardır. Doğruluk tamamen zıt anlamlara gelebilen bir varsayımdan ibarettir. Doğru insan da, bizim olumlu görebileceğimiz şeyleri söylemesine bağlıdır. Kişi kendine dahi her zaman dürüst olamamaktadır. Duyu organları her zaman doğru bilgiyi vermeyebilir. İllüzyon yani optik yanılgı, bize doğru bir yanlışı gösterebilir. Kendi fiziksel varlığımız bize dürüst olmamaktadır. Dışarıda dürüstlüğü aramak ya da üretmek değil, bunu hep birlikte oluşturabilmek. Önemli olan hep birlikte olmak ve dürüstlüğün bencil tarafından sıyrılmaktır. Doğruyla kalın sevgiler İclal.

İyi düşüncelerin ışığında kal

İyilik iyiliği, kötülük kötülüğü çeker. Cazibe kanunundan bu anlaşılmalıdır. İyi ya da kötü durumların tezahürü bizim düşüncelerimizle ilgilidir. Biz düşüncelerimizle iyi ya da kötüyü kendimize çekeriz. Geçmişin hoş olmayan hatıralarıyla uğraşmayın. Geçmişin hatıraları sizi meşgul etmesin. Onlar artık bitmiştir. İçinde bulunduğumuz anda yapabileceğiniz, gerçekleştireceğiniz yapıcı düşünceler önemlidir. Müspet düşünce hem kendinizden hem de dışarıdan gelecek yüksek güçlerle birleşerek oldukça büyük bir enerji hasıl eder. Buna ulaşmada sizi başarıya ulaştıracak en iyi yol, kendinizi dikkatli olarak analiz etmeniz olacaktır. Düşüncenin fotoğraf çekmeye çok benzediğini çoğu insan bilmez. Bu canlı resimler aynı anda şuur altında, alçak ve yüksek güçlerin bulunduğu alemlere de yansıtılır. Eğer düşünce olumsuz ise aşağı seviyeli güçler, olumlu ise yüksek seviyeli güçler harekete geçer ve size yardıma koşarlar. Olmasını istemediğiniz bir şeyi düşünmeyin. Zira ne düşünürseniz o derhal gökyüzüne yansır ve çok berrak bir görüntü teşkil eder. Aynı görüntü, görebilesiniz diye şuuraltınızda da teşekkül etmiştir. Önce, düşüncelerinizin imajlarını baş çakrasında teşekkül ettiriniz.Burası çok güçlü bir merkezdir. Bu sadece vibrasyonumuzu arttırmakla kalmaz. Aynı zamanda düşünce formlarının yardımcı güçler tarafından kolaylıkla alınmasını mümkün kılar. Düşündüğünüz şeyin görüntüsünü başınızın üzerinde görmeğe çalışın. Mutluluk olumlu düşüncelerin yaratabileceği bir ruh halidir. Bu bakımdan neşeyi düşünün. Aklından hep iyi şeyler geçiren travesti bireyler daima olumlu dönüşler alırlar. Yanlış düşünceyle bir şey kazanılmaz ve endişe, korku en yıkıcı güçlerden biridir. Aynı merkezi kullanarak çeşitli ihtiyaçlarınızı giderebilirsiniz. Bunun için ihtiyaçlarınızı içeren bir düşünce formunu düşünün ve görüntüyü mümkün olduğu kadar yukarılara aksettirin. Bunu günde birkaç defa tekrarlayın. Eğer bu düşüncelerinizde gerçekten samimi ve iyi şeyler yapma çabası içindeyseniz, size yüksek seviyeli güçler tarafından muhakkak yardım edilecektir. Bu enerjinin tesiriyle yardımlarınız harekete geçecektir. Şunu unutmayınız ki, yapıcı ve olumlu düşünceler desteklenir ve yardım görür. İyiliğin sonucu hep iyilik görmek olur İstanbul travestilerinden Işık her gece duasında herkese iyilik dilediği için kendi hayatında da hep güzelliklerle karşılaşmış. İşte anlatmak istediğim de tam olarak budur. Siz arzu ettiğiniz şeyin olmasını düşünün fakat onun meydana geliş tarzına karışmayın. Bırakın onu yüksek seviyeli güçler halletsin. İyi ya da kötü hiçbir şey yok olmaz. Yardım edenler yardım görür. Sevgiyle güzelliklerle kalın İclal.

Kadınım

c

Dünyaya yanlış türde gelmedim kadınım, Ne senin kaburga kemiğinden türedim ne de senden farklıyım. Say bakalım kaç parmağın, kaç elin kaç bacağın var benden fazla mı kafatası kemiğin? Kırmızı dudağıma yakışır mavi yüreğime. Önce yüreğimden aldılar maviyi oysa ben ona bir gökyüzü bahşetmiştim, bir kahkahanın iyi edemeyeceği ne var dünyada ben seni bir gülüşle mi devirdim? Kadınım kırılınca onurum, çirkinleşirim. Bağıra bağıra konuşur seni deli ederim. Herkes kadar insanım ne yarım ne fazla ne evinde süs bitkin ne odanda taptığın, kadınım bir yanım hep üretir. Bir yanım benim yerime karar verenler yüzünden darda. Bu kadar işin arasında kadın olmakla övünüyorum evet çünkü sen bana değer vermedikçe ben değersiz olmuyorum. Sevgili travesti bireyler kadının günümüzde hala olması gerektiği değeri kazanamamış olması maalesef toplumun büyük bir kesiminin suçu aynı zamanda bu suça kadın olduğunu idrak etmemiş büyük bir topluluk da dahildir. İstanbul travestilerinden bir grup bu konuda geçen gün hararetli bir tartışma yaptı ve sonuç kadınların destek olmadığı eylemlerin sonuçsuz kalacağı yönünde çıktı. Tarlada ırgat olurum, fabrikada işçi, akşama evin aşçısı çocukların her daim bakıcısı kadınım gıkım çıkmaz bunlara her işin altından kalkarım ama çıkamam beni koyduğun duvarların altından sen de bir el atmayınca. Şimdi yeni bir oyuncak bulmuş gibi buduyorsun yine beni, ne giyeceğime, nerede duracağıma hatta kimi sevip kimi sevmeyeceğime karar vermeye çalışıyorsun.Senin o dar beynin yeter mi bana? Biçtiğin tüm elbiseler ya dar gelir ya bol. Anlamsız laflar çıkıyor ağzından onlara bile sahip olamıyorsun oysa kadına sahip olmak deyince en önce atlıyorsun. Hangi dağın karısın soğuğun sızıyor açık kalan yerlerden, de get sabrımı sınama! Kadın olmama bir türlü izin vermeyip önüme engeller diziyorsun sonra kadınları anlamak mümkün değil diye veryansın ediyorsun. Kadınım sen gölge ettikçe güneşime farkına varmadan uzarım. Gölgende kalmak bana göre değil gerekirse her cephede savaşırım. Kadınım akıllı ol yoksa aklını alırım. Yazıyı fazla abartılı bulanlar bu da böyle olsun sevgilerimle İclal.

Elmadan sirke sağlığa deva

Sirke turşu gibi yiyeceklerin yıllarca zararlı olduğunu öğrendikten sonra her şey sil baştan değişti.Elma sirkesi, sayısız faydası ve farklı kullanım alanıyla, sadece salata sosu olmaktan çok daha fazlasını hak etmektedir. Sebep ne olursa olsun elma sirkesini günlük hayatımıza dahil etmek gerekiyor. Elma sirkesi tamamen doğal bir üründür. Elma suyunun fermantasyonu ile elde edilir. Elma sirkesi kullanarak evinizde ve günlük yaşantınızda doğal olmayan kimyasal ürünlerin tüketimini azaltabilirsiniz. Saçlarınızı şampuanladıktan sonra elma sirkesi ile durularsanız daha parlak ve hacimli olmalarına yardımcı olabilirsiniz. Boş bir şampuan şişesine yarım yemek kaşığı elma sirkesi ve bir fincan soğuk su koyarak çalkalayın. Etkili sonuç için haftada iki kez şampuan sonrası bu elma sirkeli su ile durulama yapmanız yeterli olacaktır. Doğal elma sirkesi cildinizin pH dengesini düzenleyebilir. Her zaman kullandığınız yüz toniğiniz yerine, bir ölçü elma sirkesini 2 ölçü su ile seyreltin ve bu karışımı bir pamukla yüzünüze yayın. Bunu akşam yüzünüzü yıkadıktan sonra ve sabah nemlendirici olarak uygulayabilirsiniz. Ayrıca yüz lekelerinin veya sivilce izlerinin hafiflemesi için, lekeler üzerine parmak ucunuzla elma sirkesi sürüp, yıkamadan ve silmeden yatabilirsiniz. Elma sirkesi siğil tedavisinde de etkilidir. Gece yatmadan önce bir parça pamuğu elma sirkesi ile ıslatın ve pamuğu siğilin üzerine koyup yara bandı ile kapatın. Sabaha kadar açmayın. Elma sirkesinin keskin bir kokusu vardır evet ama siğili düşürecek kadar etkili olabilir. Siğilin geri dönmemesi için aynı işlemi birkaç gün daha tekrarlayın. Elma sirkesi dişteki lekelerin temizlenmesinde yardımcı olabilir. Dişlerinizi elma sirkesi ile ovun ve ağzınızı su ile çalkalayın. Elma sirkesini evinde kendi elleriyle yapan Bursa travestilerinden Seda tarifi vermek istemedi olsun biz de doğal ürün satan yerlerden temin ederiz. Sonuçta tüm travesti bireyler elma sirkesinin faydalarını öğrensin. Güneş yanıkları için, banyo suyuna bir fincan elma sirkesi ekleyin ve 10 dakika içinde bekleyin. Yazın mutlaka kullanın özellikle güneşe maruz kalan yüzünüze sevgiyle kalın İclal.

Sözüne güven

ytre

Sözleri kullanırken oldukça özenli olun. Çünkü söylenen tek bir söz dahi kişinin kaderini alt üst edebilir. Başlangıçta söz vardı. Fakat o söze yüreğinizi koyduğunuzda, söz bir bütün, saf sevgi halini alır. Yüreğiniz taşımayan söz ise, arzudan ibarettir. Dilinizden dökülen her söz var olur. Orada bir yerde durur. Bir titreşimdir. Söz, bir sebep ve bir sonuçtur. Kimse sözden kaçamaz. Sözden kaçamayacağımızın bilincine varmak bizim en temel görevimizdir. Kişi kullandığı dille ve diğer insanlara yaklaşımıyla yaydığı titreşim dolayısıyla değerlendirilebilir. Söz senin esirin olmalı diyen Ankara travestilerinden Bade arkasından şunu ekliyor ne yiyorsan o değil ne söylüyorsan sen o sun bu söze katılmamak mümkün değil sanırım tüm travesti bireyler de bu sözü onaylayacaktır. Söylediği tek bir cümleyle onu tam manasıyla çözebilir; ne kadar ilahi olduğunu anlayabilirsiniz. Evrensel bir dil kullanıyorsa, evrensel bir bilince sahiptir. Yalnızca dilinizle değil zihninizle de konuşursunuz. Dilinizle konuştuğunuzda arka planda yine zihin ve düşünceleriniz vardır. Bu düşüncelerin kıymetini yeterince bilmiyoruz. Her şey değişmelidir. Bu, evrenin kanunudur. Siz ise ya daha yüksek değerleriniz ya da daha düşük değerleriniz için değişeceksiniz. Daha yüksek değerler için değişirseniz, söz için yaşarsınız. Daha düşük değerler için değişirseniz, kendi sözünüze ihanet edersiniz. Dünyaya gelen her bebek önce ağlayarak açar gözlerini. Ağlar, bağırır, çeşitli sesler çıkararak var olduğunu kanıtlamak ister gibidir sanki. Annesi ve çevresi ile sesli iletişime geçer. Sesle başlayan iletişim daha sonra kelimelerle konuşmaya dönüşerek beynimize kaydedilir. Yani ilk iletişim sestir gerçeğinden sonra kelimelere dönüşen ve bu sayede konuşma ile gerçekleşen iletişimin son aşamasında yazı girmiştir devreye. Önce el yazmaları sonra da matbaanın icadı ile basım ve kitaplar çok daha ileri düzeye taşımıştır iletişim dünyasını. Daha sonra da bilgisayarların gelişi ile ve internet dünyası kalıcı belge konusuna son noktayı koymuştur şimdilik tabi. Her ne kadar “Söz uçar, yazı kalır” deyişi gerçeği yansıtsa da, toplumumuz, Türk insanı genelde sözlü ifadeyi tercih eder. Bol bol konuşma, dolu ya da boş muhabbet, “Gel, iki lafın belini kıralım,” yaklaşımı okuyan, düşünen, öğrenen ve bilerek konuşan insan tiplemesinden çok daha yaygındır. Konuşan ama önce düşüne insan olalım ki sözümüze güven olsun sevgiler İclal.

Vazgeçmeyi bilmek

Vazgeçmeyi bilmek neden önemli olsun bilmiyorsun değil mi? Vazgeçme yeteneğin yoksa başkasına köle olursun. Özgürlüğüne, mutluluğuna sağlığına ve başarına, sahip çıkmanın yollarından biri de, bazen bir şeylerden vazgeçmektir! Sahip çıkmaktan vazgeçmek! Ve geride bırakmaktır! Sen daha çok annen, baban ya da çevren tarafından elde ettiğin ve öğrendiğin her şeyi korumak ve onları asla bırakmamak düşüncesiyle yetiştirildin. Bizim doğamızda var bu bak etrafına ne kadar çok şey birikmiş travesti dostum hangisini kullandığınıza karar ver ve tıpkı yeniden dünyaya gelmişsin gibi kurtul fazlalıklarından sen de o güç var. Şimdi hemen İstanbul travestilerine sesleniyorum lütfen vazgeçin sizi yoranlardan. Sen sıkı bir “stokçu” olmayı öğrendin. Böylece bulduğun her şeyi biriktirmeye ve asla elden çıkarmamaya alıştırıldın. Ve eğer öyle kalmaya devam dersen, hayatının geri kalanında da tıpkı evindeki eski eşyaları elden çıkaramayan insanlar gibi olacaksın.Ve Taylor Durden’in dediği gibi”sonunda sahip olduklarımız bize sahip olacak! ”Durden, der ki“ Sahip olduğun şeyler sonunda sana sahip olur!”Ya da Cioran söylediği gibi” Özgürlüğün Yolu Vazgeçebilme Yeteneğinden Geçer!”Sözünü hayatına uygulayacaksın.Senin kanatların inanç ve düşüncelerindir. Onlar seni ya uçurur ya da düşürür.Sen hala uçamıyorsan..Düşüncelerini kontrol etmeyi öğrenmelisin.Vazgeçmen gerekenlerden hemen şimdi şu an vazgeçmelisin.”Bazen çok küçük şeyler ayaklarımıza dolanır.”Bu bazen çalıştığın iş yerinde elde ettiğin bir pozisyondur; Mutsuzsun ama onu kaybetmekten korkarak, risk almaz ve kendi kaderini belirlemekten çekinirsin.Bu bazen sana zarar veren bir arkadaş yahut başka bir yakınındır; Düzeleceği de, değişeceği de yok ama sen umut edip durur.Onu hayatından çıkarmazsın.Bu bazen paradır.Elinden kaçırırsan yeniden elde edemeyeceğinden korkar, ondan yararlanmayı bile unutur, sadece bir köşeye atarsın.Kısacası! Vazgeçemediğin fikirler, vazgeçemediğin alışkanlıklar, vazgeçemediğin ilişkiler, vazgeçemediğin bir ton şey sonunda yaşam alanını daraltır.Bir bakmışsın hiçbir yere, hiçbir şekilde hareket edemiyor, adım atamıyorsun, Zaman hızla akıp geçerken sen öylece kalakalmış.Köleleşmişsin.Onlarca fırsat kaçmış, sen hep aynı yerde sayıyorsun ve görüyorsun ki, tüm biriktirdiklerin, hayatını devasa “bir çöplüğe ” dönüştürmüştür!Yani anlayacağın sahip olduğun her şey sana sahip olmuş!VE şimdi vazgeçemediklerin yüzünden özgürlüğüne, mutluluğuna, başarına sağlığına ve dahası kendine sahip çıkamıyorsun.Eğer sahip çıkmak istiyorsan bir şeylere bazen sahip çıkmamalısın bu en sevdiğin kişi olsa bile. Koy ver gitsinler! Vazgeç! Hastalıklar, ruhunla bedenine, gösterdiğin saygısızlığa bir başkaldırıdır. İyileşme ise bu saygısızlığı ortadan kaldırmak için kendine doğru yapacağın yolculukla başlar. Sevgiyle kalın İclal.

Kefir nasıl yapılır?

Evde kefir yapmak çok kolaydır. Yoğurt yapmaya benzer, süte yoğurt mayası konulursa yoğurt, kefir tanesi konulursa kefir olur.  Öncelikle güvenilir bir kaynaktan kefir tanesi bulmak gerekiyor. Kefir tanelerinin, yani mayanın kalitesi çok önemlidir. Mümkünse Ziraat Fakülteleri’nde üretilen içindeki bakterilerin analiz edilip onaylanmış mayalar tercih edilmelidir. Evde kaliteli bir maya ile yapılan kefirlerin bakteri çeşitliliği hazır alınan kefirlere göre daha fazladır. Kefir Yapmak İçin Gereken Malzemelere bakacak olursak;1 litre süt (Bulabilirseniz taze keçi sütü, yoksa çiğ veya pastörize süt olabilir)30-50 gram kefir mayası. Cam kavanoz. Plastik süzgeç. Malzemeleri derleyip toplayan travesti bireylere bir önerim var Kafkas göçmeni olan İstanbul travestilerini de kefirinizi yaparken davet edin ne de olsa bu işin asıl mimarı onlar. Önce çiğ süt kaynatılır ve soğumaya bırakılır ve üzerinde oluşan kaymak alınır, soğuyan süt 20-25 dereceye geldiğinde kefir mayası ilave edilir,Kavanozun ağzı hava alacak, ama toz girmeyecek bir şekilde peçete veya temiz gevşek dokulu bir bezle kapatılır,20-25 derecede kalacağı bir yerde bırakılır, hava soğuk ise kavanozun etrafı bezle sarılır,18-24 saat sütün pıhtılaşması beklenir,Süt pıhtılaştığında kefir olmuş demektir,Olgunlaşması için buzdolabında bir gece bekletilir,Sonra kefir plastik bir süzgeçle süzülür,Süzülen kefir içilmeye hazırdır, 2 gün kadar buzdolabında bekletilebilir.Kefirin bileşiminde %1 kadar süt asidi ve % 0.5-2.0 düzeyinde etil alkol bulunmaktadır, bekledikçe içindeki alkol oranı artar. Kefir düzenli olarak günde yarım litre tüketilirse destek gıda olarak sağlık üzerine olumlu etkileri vardır. Yoğurt ve kefir probiyotik içeren gıdalardır. Yoğurt tüketiminin bu kadar yaygın olduğu ülkemizde kefir yoğurttan daha yoğun bir probiyotik kaynağı olmasına rağmen pek tüketilmemektedir. Eğer kefirin tadını sevmiyorsanız içerisine sevdiğiniz bir meyveyi ekleyerek blenderden geçirip içebilir veya birkaç kaşık yulaf ve kuru meyve ekleyerek kahvaltıda yiyebilirsiniz. Biraz sulandırıp içine nane veya dereotu koyup ayran gibi içebilir yahut içine salatalık ve dereotu ekleyerek cacık gibi tüketebilirsiniz. Kefirin tok tutma özelliği vardır, diyet yapanlara önerilir. Benim gibi kışın diyetin ucunu kaçıranlara özellikle kefiri tavsiye ediyorum. Sevgiyle kalın İclal.

Seslerin etkisi

mü

Titreşen sesler çevremizdeki hava içerisinde gözümüzle göremediğimiz titreşimsel desenler oluşturur ve bu titreşimler harekete bağlı enerji alanları yaratır. Biz de bu enerjileri emeriz ve onlar da bizim nefes alış verişimizi, nabzımızı, kan basıncımızı, kas gerginliğimizi, vücut sıcaklığımızı ve diğer içsel ritimlerimizi yavaş yavaş değiştirir. Güzel bir müzik dinlerken kendimizden geçme nedenimiz işte budur. Ben müzik olmadan yaşayamam diyen travesti bireylere bunun nedenini açıklamaya çalışacağım. Bazı durumlarda sesler beyni ve bedeni pozitif elektrikle yükler. Bazen de yüksek sesli, ritimli bir müzik bize enerji verir, gerilimlerimizi ya da ağrılarımızı maskeler ya da ortadan kaldırır. Sesler elbette negatif etkilere de yol açabilir. Şehir gürültüleri başımızı şişirdiği gibi bedenimizdeki enerjiyi de tüketebilir. Aşırı gürültülü tiz bir frekans ani biçimde baş ağrısına ya da aşırı denge kaybına yol açabilmekte, düşük frekanslı sesler ise bedeni etki altına alabilmekte, strese, kasılmalara ve ağrıya yol açabilmektedir. Pek çoğumuz ne gibi bir etkisi olduğunun tamamıyla farkında olmadan müzik dinleriz. Dinlediğimiz müzikler bazen uyarıcıdır, bazen rahatsız edici, bazen de rahatlatıcı olabilir Tepkimiz her ne olursa olsun, dinlediğimiz müzikler üzerimizde ruhsal, zihinsel ve fiziksel etkiler yaratır. Bunu çoğu zaman farkında olmadan deneyimleriz. Beyin dalgaları hem müzik hem de kişinin kendi çıkardığı seslerle değiştirilebilmektedir. Gündelik bilinç halindeyken beynimiz saniyede 13 ila 20 titreşim hızına sahip olan “beta” dalgaları yaymaktadır. Ancak gözlerimizi kapatıp gevşemeye başladığımızda bu dalgalar 13’ün altına düşer ve “alfa” ritmine geçeriz. Rüya görmeye başladığımız uyku durumunda bu dalgalar 8’in altına düşer. Müzik aynen solunumda olduğu gibi kalp atışı ve kan basıncı üzerinde de etkilidir. Çünkü insan kalbi sese ve müziğe kolaylıkla ayak uydurabilir. Şimdi bu yazıyı okurken İstanbul travestilerinden Işıl, sevdiği bir müzik açmış ve yazanlarla uyup uymadığını kıyaslayarak hem okuyor hem kıyaslıyormuş. Ne diyeyim ben de bilimin yalancısıyım. Bakalım uyacak mı? Nabzımız müzikle ilgili frekans, tempo ve volüm gibi niteliklere tepki verir ve sesin ritmine ayak uydurmak için hızlanır ya da yavaşlar. Müzik ne kadar hızlıysa, kalbimiz o kadar hızlı atar, müzik ne kadar yavaşsa kalp de o kadar yavaş atar. Nefes alış veriş hızı gibi, daha düşük bir kalp atışı daha az fiziksel gerilim ve stres yaratır, zihni sakinleştirir ve bedenin kendi kendisini iyileştirmesine yardımcı olur. Müzik, doğal bir kalp atış düzenleyicisidir. Sevgiyle kalın İclal.