travesti modeller için tıklayın

Ne kadar su içmeli?

Gün içerisinde yetecek kadar su içmememiz gerekiyor ama kimse bunun miktarını size özel hesaplamıyor ortalama bir ölçü verdiklerinden ise bazılarımız gereğinden fazla su içmek zorunda kalıyor. Öyleyse ben bugün size doğru olanı anlatayım travesti dostlarım. Hastaysak ya da bağışıklık sistemimiz zayıfsa yeterince su almamız gerekir. Bu durumda normalden fazla su içmenizi öneriyorum. Gün içerisinde içmemiz gereken su vücut ağırlığımıza göre değişmektedir yani diyelim ki Diyarbakır travestilerinden Nil gibi altmış kiloysak önce bunu libreye çevirelim yüz yirmi çıkacaktır. Sonrada onsa çevirelim iki litre yani 6 bardak su Nil’e yeterli olacaktır fazla içtiğinde rahatsızlık duyacağından öyle her söylenene inanıp beş litre suyu içmeye kalkmayın. Günde ne kadar su içmeniz gerektiğini hesapladıktan sonra gün içinde hidrasyonu sağlamak veya kilo vermek için uygun miktarda su tüketmeniz gerekir. Bir çok insan su içmeyi unuttuğu veya zor bulduğu için, sizlere günlük amacınızı yerine getirmek için önerilerde sunmaya çalışacağım. İyi bir yöntem her öğünden önce bir bardak su içmektir, çünkü böylece bu iyi alışkanlığı unutmanız zorlaşacak ve yemekleri daha iyi sindireceksiniz. Bir diğer yöntem ise sabahları boş mideye ve gece yatmadan önce bir bardak su içmektir. Ancak gün içerisinde içmeniz gereken orana ulaşmak için içmeyi de unutmamalısınız. Suyu tadı olmadığı için içmiyorsanız, doğal aromalı ama şekersiz sular hazırlayın. İçine bitkiler, meyveler ve benzerlerini koyabilirsiniz. Günde belli miktarda su içmeniz gerektiğini unutuyorsanız kendinize her gün için kutular çizdiğiniz bir takvim yapın ve her bir bardak içtiğinizde kutuları işaretleyin. Vücuda yeterince su alınıp alınmadığını anlamanın en iyi yolu idrardır. Bunun için ne sıklıkta tuvalete gittiğimizi ve rengini görmeniz önemlidir. Örneğin, idrarınız açık sarı ise yeterince su almışsınız demektir. Ancak koyu sarı ve yoğun kokulu ise daha fazla su içmelisiniz. Cildiniz ve dudaklarınız kuruysa, yorgun hissediyorsanız ve gün içinde odaklanma problemi yaşıyorsanız, su tüketiminizi arttırmanızı öneririm; çünkü bunlar susuzluğun açık göstergeleridir. Sağlıklı ve mutlu günler dilerim İclal.

Psikolojik sorunlar

Ölüm, ayrılık ve hatta taşınma gibi sebepler bile psikolojimizin bozulması için yeterli nedenlerdir. Bu sebeple hayatınızda bu gibi köklü değişiklikler yaşadığınızda üzerinizde hissettiğiniz baskıyı ciddiye alın. Kendi kendinizi yiyeceğinize duygularınızı uzman birine anlatmak size çok daha iyi hissettirecektir. Korkular normal kabul edilen sınırlar içerisindeyse bir sorun teşkil etmezler. Tehlike arz eden her durumdan her insan korkar. Ancak genelin rahatlıkla yaptığı bir eylem sizde aşırı korku ve panik duygusuna neden oluyor ve bu nedenle bu korkuyla yüzleşmemek için bazı durumlardan kaçınmaya başladıysanız durum değişir. Fark etmeden korkularınıza karşı fobiler geliştirmiş olabilirsiniz. Bunu fark ettiğiniz anda ise yapmanız gereken tek şey bir uzmandan yardım almaktır. Sizi korkularınızla kademeli olarak yakınlaştırır ve hayat kaliteniz düşmez. Yakın bir arkadaşınız depresyona girmişse ve psikolojik tedavi almayı ret ediyorsa size onun yardımcı olması kaçınılmazdır ama nasıl travesti dostlar bunu onu kırmadan hatta daha kötü bir duruma sokmadan nasıl yapacağız. İçini dökmek insanların başkalarına saldırmadan ve içlerine kapanmadan sorunlarını ifade etme şeklidir. Bunalım hisseden bir insana mutlaka içini dökmesi için bir alan açmanız gerekir. Bu alan açıldığında kişi sakinleşir ve sizinle zihinsel bir köprü kurmaya başlar. Peki, arkadaşınız size içini nasıl dökecek? Bunu nasıl yapacaksınız? Öncelikle arkadaşınızın beden diline bakın. Kolları sımsıkı birbirine bağlı, başı önünde ve kaşları çatık birine mantıklı ve gerçekçi önermelerle yaklaşmanız hiçbir fayda sağlamayacaktır. Ona öncelikle fiziksel bir değişiklik yaptırın. Kollarını çözmesini istemek gibi. Fiziksel olarak yapılan bir değişiklik zihinsel bir değişikliği de beraberinde getirecektir. Ve size bir kapı aralanacaktır. Ancak bu açılan kapıyı çok iyi değerlendirmeniz gerekir. Arkadaşınızın söylediği ne varsa ifade etmesi için ona bol bol zaman verin. İnsanlar içlerini döktükleri zaman ne kadar yüksek sesle haykırırlarsa haykırsınlar bu onları daha yıkıcı olabilecek davranışlardan uzak tutar. O yüzden endişeye kapılıp araya girmemeye özen gösterin ve onu dinleyin. Ne kadar zorlayıcı olursa olsun bu sırada söylediği şeylere itiraz etmeyin, savunmaya geçmeyin ve tartışmaya girmeyin. Bu konuda eğitim alan Muğla travestilerinden Sinem severek yardımcı olduğu pek çok arkadaşını depresyondan çıkarıp yeniden hayatın içine adapte etmeyi başarmış bunu sen de yapabilirsin. Bu içini dökme seansının sonunda arkadaşınız bir noktada susacaktır. Bu aslında içini dökenin de dinleyenin de bitkin hissettiği ve yeni bir bilgi girişinin olmaması gereken bir andır. Asla konuşma sırasının size geçtiğini zannedip konuşmaya çalışmayın. Çünkü karşı taraf sizi dinleyemeyecek kadar yorgundur. Ona fırsat ve aman verin sevgilerimle İclal.

Kulaklarımızı nasıl temizlemeliyiz?

Eğer kulaklarınızda hiçbir sağlık sorununuz yoksa kulaklarınız kendi kendilerini doğal olarak temizlerler. Ancak kulak kiri kulağınızı tıkayıp, uğultu sesi gibi rahatsızlıklara neden olup, düzgün işitmenizi engelleyebilirler. Bu yüzden ara sıra kulaklarınızı temizleyip içeride biriken kulak kirini çıkartmalısınız. Eğer şu belirtileri gösteriyorsanız kulaklarınız, kulak kiri yüzünden tıkanmış olabilir: Ağrı veya işitme kaybı, Kulak çınlaması, Kulağın kaşınması veya kötü kokan akıntı olması olarak sıralayabiliriz. Evde kulağınızı tıkayan kiri çıkartabileceğiniz pek çok doğal yöntem bulunmaktadır. Bunlardan en sık tercih edilenleri şunlardır; İşitme kanalınızı tıkayan kulak kirini çıkartmak için, kulağınızın arkasındaki bölgeye masaj yapmanız ve bir yandan ağzınızı açık kapatırken kulağınızı çeşitli yönlere doğru çekmeniz gereklidir. Hidrojen peroksit veya oksijenli su hem kulağı tıkayan kiri çıkartmak hem de kulak ağrılarını tedavi etmek için önerilir. Peki nasıl yapacağı bunu diyen travestiler için hemen tarifini vereyim. Yarım bardak oksijenli su ve yarım bardak ılık suyu karıştırıp bir damlalığa doldurun. Yatay pozisyona geçin ve sorunlu kulağın içine bu sıvıdan damlatın. 3 ila 5 dakika bekleyin. Ardından kafanızı eğerek kulağın içindeki suyu boşaltın ve sadece ılık su kullanarak aynı şekilde kulağınızı durulayın.  Oksijenli su yerine bebek yağı veya maden suyu da kullanabilirsiniz. Bunun yanı sıra zeytinyağı da doğal bir temizleme aracıdır. Şimdi İzmir travestileri zeytinyağı her derde deva diyecekler aynen katılacağım. Yukarıda tarifini verdiğim yöntemi kullanmanızı öneriyorum ancak bu sefer ılık zeytinyağı ile. Kulağın içine işlemesi için 15 dakika bekleyin ve bu tedaviyi günde 3 kere, 3 veya 4 gün boyunca tekrarlayın. Sıcak su şişesi yönetimi de var oldukça basit bir yöntemdir. Evde kendi başınıza uygulayabilirsiniz. Tek yapmanız gereken şey, bir şişe alıp içerisine sıcak su doldurmak.  Ilınmaya başlamış su şişesini alıp sorunlu kulağa dayayın ve yaklaşık 15 ila 30 dakika bekleyin. Kulak kirinin yumuşadığını ve daha rahat temizlendiğini göreceksiniz. Eczanelerde kulak yıkamak için özel tüpler satılmaktadır. Vücut ısısında, ılık su kullanmalısınız. Kulağınızı yıkadıktan sonra iyice kurulamayı unutmayın. Sağlıklı günler iyi duymalar İclal.

Alkali besinler

Yemek yememizin nedeni canlılığımızı sürdürebilmek için gerekli enerjiyi sağlamak. Vücutta sürekli olarak üretilmesi, yenilenmesi gereken hücreler ile dolaşım, sindirim, solunum, boşaltım, sinir sistemi gibi tüm faaliyetler için gerekli enerjinin kaynağı da bu yiyip içtiklerimiz. Her yiyecek enzimlerle sindirilerek yapıtaşlarına ayrılıyor; sonrasında ya asit ya alkali artıklar bırakıyor. Alkali gücü yüksek besinleri tercih etmek ve beslenme planı yaparken o besinlere daha sık ve bol yer vermek yeni trendlerden biri oldu. Bence doğru bir yaklaşım neden mi sağlık veren şeyleri yemek gerekiyor da ondan sevgili travesti dostlarım alkali içeren gıdalarda sağlığımıza katkıda bulunuyorlar. Bu yaklaşımın temel nedeni bedeni bir “asidik havuz” olmaktan çıkarıp detoks sistemlerinin daha iyi çalışmasına yardımcı olmak. Alkali gıdalar hakında yazı yamamı isteyen İstanbul travestilerinden Asu suyun önemini merak etmiş ben de buradan açıklık getirmek istiyorum. Peki sudaki sebze veya bakliyattaki “alkali güç” nereden geliyor? Farklı kaynaklardan! Mesela içlerindeki mineral yoğunluğundan! Su tercihinizi mineral zengini, yani kalsiyumu, magnezyumu bol olanlardan yana kullanırsanız “alkali su” gücünü siz de yakalayabilirsiniz. Kuruyemiş tercihinizi “badem”den yana kullanınca da aynı sonucu elde edersiniz. Zira badem de tıka basa kalsiyum ve magnezyum ile dolu. Gün geçmiyor ki, alkali beslenme, karbonat mucizesi, canlı gıdalarla beslenme gibi yeni bir kavramla karşılaşmayalım. Bilim insanları, diye­tisyenler, hatta ruhsal yaşamla ilgili öğretiler bile ruh ve fiziksel sağlığımız için nasıl beslenmeliyiz konusunda öğütler veriyor. Hareketsiz yaşam ve vücudun harcayacağından fazla besin almanın obezite ve özellikle kanser başta olmak üzere birçok hastalığın görülme sıklığını arttırdığı da kabul etmek zorunda olduğumuz bir gerçek. Burada sizlerle paylaşmak istediğim, herhangi bir zayıflama diyeti ya da beslenme ile hastalık tedavisi değil. Bazen mucize olarak sunulan ve moda akımları gibi medyada yer alan beslenme ile ilgili kavramları, mevcut bilimsel gerçekler ışığında gözden geçirmek ve sağlık açısından önemli görünenleri, günlük hayatımıza nasıl uygulayabileceğimiz konusunda rehberlik etmek istiyorum. Umarım başarılı oluyorumdur sizin sağlığınız her şeyden daha önemli sağlıklı mutlu günler dilerim İclal.

Zamanı nasıl harcıyoruz

Toplamda bir günlük rutin aktiviteler yirmi üç saatimizi alıyor. Geriye kendimize ayırabileceğimiz bir saatimiz kalıyor. Fakat faturaların ödenmesi, banka kuyrukları, hastane, hava şartları, kaçırılan ulaşım araçları, zamansız çıkan işler, gereksiz yapılan telefon görüşmeleri ve benzeri durumlar zaman giderleri de araya girince eldeki bir saatlik vakitte çar çur oluveriyor. Durum böyleyken zaman yönetmek için nasıl bir yol izleyebiliriz sorusu akılları kurcalıyor. Sabah bir saat erken kalkmak, gece bir saat geç yatmak, ufak atıştırmalıklar alıp yolda yemek biraz vakit kazandırıyor gibi görünse de bunlar yaşam kalitesini düşüren faktörler. Öyleyse sevgili travesti dostlar zamanı nasıl verimli kullanabiliriz? Zaman planlaması kişiye göre değişmekle beraber kesinlikle yazarak yapılması gerekmekte. Kaleme dökülen planlar araştırmalara göre hem motive edici olmakta, hem de hatırlamak adına daha kalıcı bir çözüm olmakta. Zaman yönetimi yapılırken belli başlı hususlara dikkat etmek gerekiyor. Yapmak istenilen tam olarak ne? Günlük, haftalık, aylık ve yıllık dönemlerde amacımız nasıl şekilleniyor? Bu nedenle amaçları önceden netleştirmek gerekiyor. Günleri haftalar, haftaları aylar, ayları ise yıllar kovaladığı için bir yıl içerisinde yapılacak önemli olan şeyleri belirlemek gerekiyor. ,Zaman vampirleri: Dikkat edilmesi gereken en önemli noktalardan biridir. Zira hem motivasyonu etkilemekte hem de elde avuçta kalan sınırlı vakti adeta bir vampir gibi sömürmekte. Bu konuyu detaylı olarak ele almak gerekiyor. Kim bu vampirler diye soruyor Antalya travestilerinden Su hemen anlatayım. Her ne kadar bir programa bağlı kalıyor olsak da bunu engelleyen bir takım faktörler ortaya çıkabiliyor. Gün içerisinde gerek işimiz gerek özel konularımız gereği telefon görüşmeleri yapmak zorundayız. Fakat gereken dışında sadece dedikodu yapmak adına, boş boş gevezelik yapmak adına yapılan telefon görüşmeleri hem zamana hem bütçeye zarar vermekte. Öte yandan artık neredeyse herkeste akıllı telefon mevcut. Hal böyle olunca sosyal medya ve internet bizlere cep telefonumuz kadar yakın. Teknolojinin zaman yönetimindeki faydalarına daha sonra değineceğim ancak zararlarını bilemeyen yok diye düşünüyorum doğru değil mi? Sevgiyle kalın İclal.

İnsanız dert bizde

Öyle günler yaşarız ki sevinçten içimiz içimize sığmaz bazen de stres ve gerginlik yer bitirir bizi. Nasıl kurtulacağımızı bilemediğimiz stres yüzünden neredeyse dünyadan kopar hiçbir şeyden zevk almaz hale geliriz. Mesela bana özelden yazan bir travesti dostum geceleri uyuyamamaktan şikayet ediyor. Dertler diyor gece olunca beni rahat bırakmıyorlar. Ona bir yerlerde okuduğum ve geçmişte yaptığım bir uygulamayı anlattım bana iyi gelmişti burada tekrar sizlerle paylaşmak istiyorum. Konuşmayın, parmak uçlarınızı kullanın! Parmak uçlarınızla küçük darbeler gerçekleştirmeniz vücudunuzdaki enerji akışını dengeler. Uzmanlar bu tekniğe duygusal akupunktur adını veriyorlar. Gözlerinizin üzerine orta parmağınızın ucuyla hafifçe 5 kez vurun. Sonrasında köprücük kemiği ile kaburganızın birleştiği yerlere aynı vuruşları tekrarlayın. İşlemi göğüs kafesiniz ile tamamlayın. Bu enerji noktalarına parmak uçlarınızla masaj yapmak sizi rahatlatacaktır. Yatakta dönüp durmak yerine sırt üstü pozisyona gelin, çenenizi gövdenizle aynı hizaya getirip tavana bakın. Bacaklarınızı iyice gerin ve kollarınızı düzgünce vücudunuzun yanına koyun. Parmak uçlarınızdan başlayarak vücudunuzun her noktasını hissetmeye çalışın. Vücudunuzdaki tüm kasları rahatlatırken düzenli bir şekilde nefes almaya çalışın. Gözlerinizi kapatın, bu arada dişlerinizi sıkmamaya dikkat edin. 10 defa derin nefes alıp verin.Bu şekilde önce vücudunuza sonra nefesinize odaklanarak zihninizi boşaltmanız mümkündür. Yarım saatte uykuya dalacağınızdan emin olabilirsiniz. Dertlerimiz uyku ile bitmiyor tabii ki sabah da devam ediyor dert bu öyle kolay terk etmek istemiyor bizleri o halde yapacak şeyleri de sıralayalım. Yorgunluğu ve kızgınlığı üzerinizden atmak için sevdiğiniz birini düşünün. Düşüncelerinizi dağıtabilmek için 10 dakikalık bir yürüyüşe çıkın. Bu, kalp atış hızınızı yavaşlatacak ve sorunlarınızı daha açık bir zihinle düşünebileceksiniz. Bazen istemediğimi halde birileri bizi üzer ve bunun etkisinden kolaylıkla kurtulamayız peki bu durumlarda ne yapacağını biliyor musunuz? Kendinizi iyi ifade edemediğinizde kötü bir ruh hali içine girersiniz. Bursa travestilerinden İlim kendisine basit yollar keşfetmiş stresi yenmek için mesela yeme alışkanlıklarını değiştirmiş, sulu gıdalara be sebzelere ağırlık vermiş. Sonra her akşam bir saat yürüyüşe çıkmaya başlamış. En güzeli de kendisini üzen insanlardan uzak durmaya başlamış tabii sonuç olumlu olmuş. Sevgiyle kalın mutlu kalın İclal.

Delicesine seven kadınların özellikleri

Bazen hiç anlayamadığımız bir şekilde birine delice aşık oluruz. Nedensiz bir şekilde ona ömrümüzü sunarız. Bu o kadar büyük boyutlara ulaşır ki neredeyse kendimizi, onurumuzu, gururumuzu bu yolda heba eder sevdiğimiz kişinin kölesi haline geliriz. Peki sevgili travesti dostlar neden bu kadar alçaldığımızı göremeyiz nedir bu kadınların ortak özellikleri hiç düşündünüz mü? Yapılan araştırmalar böylesine gözü kör olan kadınların ortak özelliklerini önümüze koymuş yazıyı okuduktan sonra aranızda böylesine sevenler varsa ilişkiyi ve sevgiyi yeniden gizden geçirse iyi olur. Gelelim delice seven kadınların ortak özelliklerine;Annenizi ve babanızı özlemini çektiğiniz sıcakkanlı, ihtimam gösteren kişiliklere büründüremediğinizden, bilinen tip duygusuz erkekleri sevginiz sayesinde değiştirmeyi tekrar tekrar denersiniz; Belki mücadeleniz hem annenizle hem de babanızladır, belki de yalnızca biriyledir. Fakat geçmişte yanlış olan, eksik olan veya acı veren şey her ne ise, şu anda değiştirmeye çalıştığınız şey de odur. Terk edilme olgusunun verdiği ürküntüden dolayı bir ilişkinin bozulmaması için her şeyi yaparsınız. Şayet ilişkide bulunduğunuz erkeğe yardımı olacaksa, harcanan zamana veya paranın çokluğuna aldırmazsınız. Şahsi ilişkilerinizde sevgi yokluğuna alıştığınızdan beklemeye, ümit etmeye ve bir kez daha denemeye meyillisinizdir; İlişkimizde işler iyi gitmiyorsa, muhakkak eksik yaptığımız bir şey var diye düşünürüz. İlgilendiğimiz erkekteki her değişikliği gözler ve belki de bunları, onun istediğimiz yöndeki değişimine yorumlarız ve yarının daha farklı olacağı ümidiyle yaşarız. Kendimizi ve hayatımızı değiştirmektense, onun değişmesini beklemek çok daha kolayımıza gider. Herhangi bir ilişkide sorumluluğun ve suçun yüzde ellisini üstlenmeye isteklisinizdir; Genellikle, fonksiyonunu yitirmiş ailelerden gelen çocukların ebeveynleri de sorumsuz, çocuksu ve güçsüzdür. Bu çocuklar çok hızlı bir şekilde olgunlaşır ve yetişkinliğin ağır sorumluluklarını üstlenmeye daha hazır olmadan, bu rolü kabullenmek zorunda kalır. Bu çocuklar büyüdüklerinde de, bir ilişkinin devam etmesinin yalnız kendisine bağlı olduğunu düşünür ve genellikle sorumsuz, tenkitçi erkeklerle ilişki kurar. Kendinize saygınız oldukça az. Bu durum içinize işlemiş ve mutluluğun hakkınız olmadığını düşünüyorsunuz. Hayattan zevk almak için bu hakkı kazanmak zorunda olduğunuza inanıyorsunuz; Şayet annemiz ve babamız bizi sevgi ve ihtimamlarına yeterince layık görmezlerse; biz kendimiz, iyi bir insan olduğumuza nasıl inanabiliriz? Delicesine Seven kadınların pek azı; “sevmek ve sevilmek” olgusunun en doğal hakları olduğunun farkındadırlar. Bunun yerine son derece büyük hatalarımız olduğunu düşünür ve bunları onarmak için bir şeyler yapmamız gerektiğine inanırız. İyi görünmek için çok ama çok çabalarız. Çünkü iyi olduğumuza en başta kendimiz inanmayız. Bunun nedenini güven hissi olarak isimlendiren Bursa travestilerinden Banu  böyle saçma sapan bir aşka düşmüş ve ne kadar zor kurtulduğunu hatta tedavi olduğunu bir konuşma esnasında bana anlatmıştı o aslında farkına vardığı ve hatasından döndüğü için şanslı çünkü hala farkında olmadan yaşayanlar var. Hata insanlar için ama zararın neresinden dönülürse kardır sözünü unutmayın sevgiyle kalın İclal.

 

Maden suyu

Yemek yedikten sonra midemde bir şişkinlik meydana geliyor uzun amandır üstelik sindirimde de yavaşlama var ve her akşam bir maden suyu içmeden yatamaz hale geldim ve sonunda dedim ki ya zararlı bir iş yapıyorsam ve karar verdim travesti dostlar bu konuyu araştırmaya bakın nelere ulaştım. Maden suyu nasıl içilmeliymiş. Yemekleri sindirmeye yardımcı olduğu düşünülen maden suyu bilinçsiz tüketildiğinde tehlikeli sonuçlara yol açabiliyor. Vücudun sıvı ve mineral dengesini koruması için sıkça tüketilen bir içecek olan maden suyu, içeriğindeki magnezyum, sülfat, karbondioksit, sodyum ve bikarbonatla sağlığa oldukça faydalı. Ancak, maden suyunu tüketirken dikkat edilmesi gereken bazı noktalar mevcut. İçeceğiniz maden suyunun içeriğine ve mineral değerlerine muhakkak bakın. Piyasada satılan maden sularının mineral değerleri birbirlerinden farklıdır. Maden suyunun içinde gereğinden fazla sodyum olması kan basıncını yükseltebilir. Yüksek tansiyon ve kalp rahatsızlığı olan kişilerin yüksek sodyumlu maden sularını kesinlikle tüketmemesi gerekir. Maden suyu alırken, sodyum oranı az olan bir alternatifi tercih ettiğinizden emin olun. Midenizin ve bağırsaklarınızın asetik yapısı da maden suyunu alırken dikkat etmeniz gereken mineral değerleri için önemlidir. Meyveli maden suları, sade maden suyu kategorisinde değerlendirilemez. İçerisindeki meyve aroması için şeker, tatlandırıcı ya da buna benzer katkı maddeleri kullanılır. Bu nedenle, meyveli maden suyu içiyorsanız, içerisindeki şeker miktarı konusunda da dikkatli olmalısınız. Daha sağlıklı bir alternatif için maden suyunun içerisindeki meyve aromasını kendiniz doğal meyveden oluşturabilirsiniz. Maden suyunu su yerine tüketen Bursa travestilerinden Nesil bu kısım senin için eklendi lütfen oku ve artık suyun önemini onun yerini hiçbir içeceğin alamayacağını öğren kusura bakma ama su hayattır. Maden suyu, sudan farklıdır. Bu nedenle, günlük içmeniz gereken su miktarına içtiğiniz maden sularını dahil etmeyin. Maden suyunun yanı sıra bol bol su tüketmeye de özen gösterin. Unutmayın, sağlıklı bir vücut için günde en az 2 litre su tüketmeniz gerekir. Maden suyu satın alırken plastik şişede değil, cam şişede olanları tercih edin. Cam, plastiğe göre her zaman daha sağlıklı bir alternatiftir. Maden suyunu bardağa dökerek içmeyin. Maden suyunu bardağa dökmek, içerisindeki gazın kaçmasına yol açar. Bunu da bardağa döktüğünüzde oluşan köpürmeden anlayabilirsiniz. Bu köpürmenin nedeni, bardakların bulaşık makinesinden çıktıktan sonra bile maden suyunun kendi şişesi kadar steril olmamasıdır. Maden suyunun kendi cam şişesi tüketim için en uygun alternatiftir. Sağlıklı günler İclal.

Hayat negatif geçiyorsa

Diyelim ki hayatınızda sürekli negatif olaylar gerçekleşiyor. Hiç olumlu durumlar önünüze çıkmıyor ve bazen kendinizi kapana sıkışmış gibi hissediyorsunuz olmuyor mu eminim sıklıkla tekrarlanır bir şekilde oluyordur. Peki neden böyle şeyler gerçekleşiyor hiç merak edip araştırdınız mı? Araştırmamış ya da farkında olmamış travesti dostlar size bu yazımda bunun nedenlerini anlatmaya çalışacağım. Biraz araştırma yaptım ve karşıma altıncı his olgusu çıktı. Eğer evrenin size gönderdiği işaretlere dikkatinizi vermezseniz, en yüksek hayrınıza olmayan kararlar verebilirsiniz. Pek çok insan hayatlarını otomatik pilotta yaşar ve eğer kendileri ve çevreleri hakkında daha fazla farkındalık içinde olsalar hayatlarının çok daha iyi olacağı hakkında bir fikirleri yoktur. Her gün meditasyon, gözden geçirme/derinlemesine düşünme, temiz hava alma, nefes egzersizleri, yoga gibi sizi şimdiki ana getirecek, yaratıcı enerjinizi yükseltecek bir şeyler yapmak için zaman ayırın. Hayatınızın her gününü koşuşturmaca içinde geçirdiğinizde önemli mesajları kaçırırsınız. Yavaşlayın ve sezgilerinizle bağlantıda kalmak için daha bilinçli yaşayın. Kendinizi sürekli başkalarıyla karşılaştırmak, kendini küçümsemek ya da büyük görmek, çok fazla üzülmek ve öz değerinizi yükseltmek için mukayese yapma ihtiyacı hissetmek altıncı hissinizle bağlantınızın kopmasına neden olur. Siz kalbinizde daha fazla yaşamayı öğrenmedikçe ego hayatınızı kontrol altına almak ve sizi sürekli aşağı çekmek ister. Meditasyon egonun çözülmesine yardım eder çünkü siz benliğin gerçekte var olmadığını, sadece farkındalığınızın var olduğunu fark edersiniz. Ego zihni temsil eder, gerçek benlik ise kalbi işaret eder. Altıncı his mantıksal düşünceden çok hisleri temel aldığından siz zihnin gevezeliklerini susturma ihtiyacı hissedersiniz. Böylece kapıları egonun dominantlığıyla zorlayacağınıza, yaşamla efor sarf etmeden akabilirsiniz. Bu konuya açıklık getirmek için birkaç kişi ile görüştüm en önemli olguyu Balıkesir travestilerinden Buse dile getirdi başkalarını çok dinlemek ve söylediklerini önemsemek gerçeği evet bizi dibe çeken açıkca budur.Başkalarının ne düşündüğüne çok fazla önem veriyorsunuz.Bu biraz pratik yapmayı gerektirecektir ama sizin içsel rehber sisteminiz sizi günden güne yönetiyor olacaktır. Sadece iç sesinizin, dışınızdaki seslerden daha fazla yükselmesi için ona fırsat verin. Hayatınızı yaşanır kılmak sizin elinizde sevgiyle kalın İclal.

Neysen o ol

Neysen o ol ve dünyayı asla hiç umursama. O zaman derin bir rahatlık hissedeceksin vekalbin huzurla dolacak. Zen insanlarının “gerçek yüz” dediği şey budur; gevşemiş, gerginlikten uzak, iddiasız, ikiyüzlü olmayan ve nasıl davranman gerektiği hakkındaki sözde öğretiler olmadan var olmak. Ve unutma, gerçek yüz çok şiirsel bir ifade ama bu, farklı bir yüzün olacağı anlamına gelmiyor. Aynı yüz bütün gerginliklerinden arınacak, aynı yüz gevşeyecek, aynı yüz önyargısız olacak, bu aynı yüz başkalarından üstün görmeyecek kendisini. Bu yeni değerlere sahip aynı yüz, senin gerçek yüzün olacak. Çok eski bir atasözü vardır: Birçok kişi, korkak olma cesaretini gösteremediği için kahraman olmuştur. Eğer bir korkaksan, bunun neresi yanlış? Bir korkaksın. Ne güzel bir şey bunu kabul edebilmek insanlara cesur görünmeye çalışarak kendini yiyip bitirmemek değil mi değerli travesti dostlar korkularımız tabii ki olma zorundadır insan korkuları ile var olabilir. Korkaklara da ihtiyaç vardır, aksi halde kahramanları nereden bulacaksın? Korkaklar, kahraman yaratmak için zorunlu olan temeli oluşturmak için kesinlikle gereklidir. Sadece kendin ol, her kimsen. Asıl sorun daha önce hiç kimsenin sana kendin ol dememiş olması. Herkes burnunu sokuyor, en sıradan durumlarda bile herkes sana şöyle ya da böyle davranman gerektiğini söylüyor. Ben okula giderken… küçük bir çocukken, bana nasıl olmam gerektiğinin söylenmesinden nefret ederdim. Öğretmenler bana rüşvet teklif etmeye başladı: “Eğer doğru davranırsan, bir dahi olabilirsin.”Hemen karşılık verdim: “Dahiliğin canı cehenneme, ben sadece kendim olmak istiyorum.”Ayaklarımı masanın üstüne koyarak otururdum ve her öğretmen rahatsız olurdu. “Ne biçim davranıyorsun?” diye çıkışırlardı. Ben de yanıt verirdim: “Masa bana yapma demiyor ki! Bu, masayla benim aramda olan bir konu, siz neden bu kadar kızıyorsunuz? Ayaklarımı sizin kafanıza koymuş değilim ki! Siz de tıpkı benim gibi rahat olmalısınız. Ayrıca bu şekilde sizin öğrettiğiniz saçmalıkları çok daha iyi anlayacağımı hissediyorum.” Bu hikaye bana ait değil tabii nerede bu kadar cesur çocuk yabancı bir siteden aldım bu hikayeyi ama içimden bunları yapmayı geçirmedim dersem yalan söylemiş olurum. Ceza almayacağımı bilsem eminim yapardım ama iş cezayla da bitmezdi okul yıllarını anlatan Muğla travestilerinden Cansu en çok her seferinde annemin okula kadar gelip azar işitmesinden nefret ederdim sırf onu düşündüğüm için de okulu yarım bıraktım derdi. Mutlu kalın İclal.