travesti modeller için tıklayın

Nazara gelmek

nazar

Nazara inanmak batıl diyenler çıkabilir içinizden ama ne yalan söyleyeyim ben nazara inananlardanım. Nazar (yani göz değmesi)  Arapça kökenli olup Türkçe karşılığı dikkatli bakış anlamındadır. Dikkat’i bir nokta’da toplamak, yoğunlaşmak ya da çok istemek veya kıskanmak gibi terimlerle de tanımlanır. Nazar Arapça kökenli bir kelime olsa da kavramı binlerce yıldır tüm inanışlarda farklı adlarla ama korumaları benzer sembollerle yapılmıştır. Göz şeklinde ki korumalar eski Mısır’a dayanırken mavi rengi kullanan Anadolu bu tılsımı cama aktarmıştır. Nazardan korunmak için mavi bir boncuk takmak bu nedenle kullanılır. Aynı şekilde uğursuz gözlerden gelen fenalığı ortadan kaldırmak için Fenikeliler, Yunanlılar ve Romalılar tarafından el şeklindeki muskaların kullanıldığı tespit edilmiştir. Hz. Muhammed’in “Nazar’dan Allah’a sığınınız. Çünkü göz (değmesi) gerçektir.” hadisinden de anlaşılacağı üzere İslâm dininde nazarın varlığı kabul edilmiştir. Dinimizde de nazar kabul edilir yani hatta bu göz değmesi için renkli gözlü insanların nazarı daha çok değer diye bir inanış bile var. Geçen yıl kendimi biraz şımartmak istedim ve evime biraz pahalı olmasına rağmen harika bir vazo aldım. Vazoyu evin en güzel yerine yerleştirdim. O akşam Ankara travestilerinden birkaç dostum ziyaretime geldi. İçlerinden mavi gözlü olan Ayça vazoya dikkat kesilip çok beğendiğini söylediği anda vazo birden bire paramparça oldu. Bunun nedenini önceleri anlayamadık ama sonra nazara geldiğimizi fark ettik. O günden beridir de bir şeyi beğenirsem mutlaka maşallah demeyi ihmal etmem bence siz de öyle yapın. Nazar için ben yoğun bir enerji alışverişinde bir tarafın pasif kalarak yoğun olarak enerji yüklenmesi ve bazı şeylerin ters dönmesidir, derdim. Nazar dediğimiz olgu bir yoğunlaşma ve ne yoğunlukta olduğu bilinmeyen bir enerjinin bir yerden bir yere aktarımıdır. Elbette bu enerjiye geçen her tür duygu karşı tarafa aktarılacaktır. Aniden kırılan bir eşya, birçok iltifatın hemen ardından düşen bir kişi, kendimizi birden bire ağırlaşmış ya da yorgun hissetme halimiz gibi örnekler gözlemlediğimiz de nazar tespiti yaparız. Aslında tarih boyunca ve hali hazırda günümüzde birçok tılsım yerine geçecek obje kullanılmaktadır. Bölgeye dinsel ve kültürel inanışa göre farklılıklar gösterse de anı amaca hizmet etmektedirler. Nazarlardan korunmayı unutmayın sevgilerimle İclal.

Tercihlerinden oluşan insan

Hayatınızı başkalarının yönettiğini düşünüyorsanız bir daha düşünün derim çünkü yanınızda olan insanları hayatınıza kendiniz soktunuz tabi yakın akrabalarınız hariç onlar doğal olarak hep yanınızdaydı. Herkes kendi tercih ettiği şekilde yaşar Ama siz yine de bu hayat derslerine bir göz atın Belki de kötü giden hayatınızı iyiye çevirebilecek bir ipucu vardır. Bunları ben de zamanla öğrendim öyle havadan gelip aklımın için girmediler insanoğlu hatalarından ders çıkarak büyürmüş aklının da etkisi var tabi ama bence hatalar yapmak insana en büyük dersi veriyor. Bu yüzden hata yaptığınızda üzülmek yerine bu hatadan ne ders çıkar diye düşünün. İyice tanımadan hiçbir insana bağlanma, bitmemiş ilişkilerin üzerine ilişki kurma, acı çeken sen olursun. En önemlisini de şimdi Ankara travestilerinden Bade hatırlattı iyice soruşturup araştırmadan kimse için ani karar verme, yaftalama, etiketleme. İyice soruşturup diğer insanların da haklı olabileceğini düşün. Seni takmayanı sen de takma, konuşmayanla asla konuşma. Güvenmediğin biriyle asla flört etme. Yalanını yakaladığın kişinin düzelebileceğini düşünme. İnsanlara doğru değer ver, hak etmeyenleri sil. Kimseye yalvarma. Asla dönüp de arkana bakma. Sır tutmasını bil. Dostlarının yeri ayrı, sevgilinin yeri ayrı Sevgilin için dostlarını, dostların için sevgini satma. Hak ettiğin sevgiyi alamadın mı? Kendini üzme, sorun sen değilsin. Kimsenin lafıyla dolduruşa gelme, ama aklının bir köşesinde de tut. Bir ilişkiyi kafanda bitirdikten sonra iki çift tatlı söz, iki damla gözyaşı için asla yumuşama. Seni sevenlerle kullananları iyi ayırt et. Seni dinleyip anlamaya niyeti olmayanlarla tartışma. Emrivaki oluşturulan dostlukları kabul etme. Eğer verdiğin o kişide kalmıyorsa ikinci bir sır şansı verme. Dostun olacak insanları bazı kriterlere göre belirle. Kendini öven insanlardan kaç. Karşındakinin doğruyu söylediğini varsayma. Kendine saygını yitirmene neden olacak hiçbir şey yapma. Sorunun olduğunda insanlar zaman ayırıp seni dinliyorlarsa onların öğütlerini göz ardı etme. Göz göre göre su birikintilerine taş atma, mutlaka üzerine sıçrar. Gözyaşlarının değerini bil. Onları hak etmeyenler için harcama. Sana bahşedilen zekayı kullanmayarak Allah’a hakaret etme! Senin zekana inanan insanları hayal kırıklığına uğratma. Sen olmaktan asla vazgeçme başkaları ne derse desin kendin ol sevgiler İclal.

Olgun insan oldum artık

Yaş ilerledikçe insanın hayata bakış açısı da değişiyormuş.Herhalde olgunlaştıkça zevklerimizden tutun da düşünce yapımıza kadar her şeyi değiştiriyoruz.Örneğin ben çok değiştim neler mi yaptım;İlişkilerde tasarrufa gidiyorsun her şeyde olduğu gibi ve gereksiz insanları hayatından atmak istiyorsun.Yapmacık, inanmadan konuşmak istemiyorum artık. ‘Ben demiştim’ ,’ben bilirim’, ‘ben zaten anlamıştım’,Zamanın ne kadar kıymetli olduğunu öğreniyorsun buralara kadar gelirken. Uzun düz otobanlardan olduğu gibi, kestirme bozuk yollardan da ulaşabilirsin hedeflerine.Kestirmeleri de öğrendim gide gele.Boş geçen her saniye değerli artık.Aileme ve seçtiğim tüm dostlarıma daha önce göstermediğim sevgi, anlayış ve ilgiyi gösteriyorum. Biliyorsun ki gidenlerin ardında sadece iyilikler kalıyor, ne kadar sevgi dolu olduğu hatırlanıp anılıyor. Bana çok genç olduklarını hatırlatırcasına nedense tecrübelerimi, fikirlerimi sormaya başladılar. Vereceğim cevaplar belki çok anlamsız geliyor ama yine de dinliyorlar ama ben biliyorum ki yasamadan hiçbir şey öğrenilmiyor. Yasamışlığın oluşturduğu bir alçak gönüllülükle gülüyorum içimden sadece.Artık daha şık giyiniyorum, senelerle birikmiş dolaplar dolusu kıyafet var ve bunları kendimle paylaşmalıyım.Önce kendine güzel görünmelisin, kendi zevkime göre giyinmek istiyorum, böyle hissediyorum.Modaya uymak adına popomun sığmadığı düşük bel pantolonlara sığmıyorum diye kendimi üzme tercihini de kullanabilirim. Ben benim artık kimseye kendimi beğendirmek zorunda hissetmiyorum. Arkamdan konuşanlara gülüp geçmeyi bile öğrendim. Önceler günlerce kafama takıp üzüleceğim olaylar oluyor ama ben hiç tınmıyorum boş ver demeyi öğrendim çünkü bir daha mı geleceğim dünyaya diyebiliyorum. Bazı arkadaşlarım mesela İstanbul travestilerinden beni yadırgayanlar genç dostlarım var gelsinler benim yaşıma anlarlar diyorum kimseye kızmıyorum. Ayıp, günah ya da ne derler korkuları çoktan geride kaldı. Dostlarıma, kendimize yemek yapmak hoşuma gidiyor. Mutfak eskiden bir zulüm iken şimdi zevk aldığım mekanlar arasına giriyor. Farklı lezzetler denemek güzel ve kendi lezzetimi kendimde yaratabileceğim belli bir damak zevkim ve mutfak kültürüm oluştu. Şarkıları bile bir başka keyifle dinliyorum demli çayın bir fincan kahvenin tadını daha iyi alıyorum. Gerçek dostun kıymetini düşmanın çekilmezliğini anladım. Ne zaman dersen herkese göre, ne kadar dolu yasadığına göre değişiyor bu olgunluk çağına ermek. İnanın bana hayattaki düşüşler, zor alınan virajlar bu zamanı hızlandırıyor. Olgunluk güzel şey yaşayın görün diyorum sevgiler İclal.

 

Dünyaya niye geldik?

Sen şimdi bu dünyaya geldiğine bin pişman bir mutlu olamadım göçüp gidiyorum mu diyorsun? Gerçekten bu dünyaya sadece mutlu olmak için mi geldin sanıyorsun. Mutluluk; yapacağın insani davranışlarla zaten kendiliğinden gelir sana, onu maddede aramayı bırak! Ruhsal eş filan arama hiç, unut gitsin! Dolayısıyla karşına çıkanlar, çıkacak olanlar seni elbette; kimi zaman sevecek, kimi zaman sever görünecek kimi zaman nefret sınavıyla karşılaştıracak kimi zaman sevindirecek, kimi zaman incitecek, kıracak, kimi zaman terk edip üzecek, acılarla baş başa bırakacak ve sonuçta, gerektiği gibi olmanı veya o yolda adımlar atmanı sağlayacaktır. Bunların hiçbiri haksızlık, şanssızlık, bahtsızlık, tesadüf, plansız programsız olmayıp, senin bizzat elinle imzaladığın planının gerekleridir, yani planındaki deneyim ve sınavların içeriği olan şeylerdir, karşılaşmalardır, davranışlardır, olaylardır. Evet mutlu olmayı herkes ister, ama mutluluk bir sonuçtur, amaç değil. Amaç gelişmen, olgunlaşmandır ve kendini olgunlaştırıcı faaliyetlerinin sonucu olarak bir mutluluk duysan da, bu bir sonuçtur, amaç değil. Bu arada unutma ki, mutluluk maddeyle asla elde edilemez. Zaten maddi olmayan bir şey hiç maddeyle elde edilebilir mi? Sınavları kanat takarak, uçarak, acı çekmeksizin geçmenin en önemli ve hatta tek şartı, tek yolu, tek anahtarı, tek sihirli değneği, tek şifresi, tek sırrı nedir bilir misin? Maddi arzu ve ihtiraslar yönünde gitmemek, aksine daima vicdan pusulasının gösterdiği üst kutup yönünde gitmek ve o yönden hiç sapmamak. Maddiyat hırsına kapılıp giderken öğrenmen gerekenleri es geçiyorsun oysa alınacak ne çok ders var bunları kendini bu dünyada öğrenmeye adayan İstanbul travestilerinden bir grup dostumla konuştum geçen gün ve sırra ortak oldum. Amaç kötülükleri değil güzellikleri benliğimize yüklemek ve ne kadar çok gelişme varsa hepsini takip edip aklımıza yazmak çünkü bir daha ki gelişte bize onlar lazım olacak kin ve nefret tohumları sadece düşmanlık taşır. Dünyaya geliş nedenini unutma asla yolunda şaşma. Sen doğru ol yanlış zaten düzelir lafını unutma.   Son bir şey; vicdan kalpte değildir ve idrak ile yükselir. Sevgiler İclal.

 

 

Yanlış bir hayatın peşinde koşma

Hayat sen öyle durduğun yerde dururken sana güzellikler sunmaz. Sadece gayret gösterenler için iyi şeylerin olduğu zor bir durumdur yaşamak. Ne olmasını bekliyorsun mesela hayta sana ne sunsun da mutlu ol. Mutlu olmayı hak etmek için neler yapıyorsun? Hayal kurmak yetmiyor gerçekten ne işle meşgul oluyorsun seni mutlu edecek bu soruların cevabı koca bir hiçse bence çok da umutlu olma çünkü beklediğin mutluluktan çok uzaktasın. Hani eskiden çocukken oynadığımız bir oyun vardı bir e eşyayı saklar sonra birinin onu bulmasını beklerdik. Eşyaya yaklaşınca sıcak uzaklaşınca soğuk diye bağırırdık. İşte sen o oyunun içinde en soğuk köşede öylece duruyorsun. Sistem böyle çalışmıyor! Düşünce gücü, metafizik, parapsikoloji, yoga, meditasyon, aklına her ne geliyorsa, neye inanıyor ve peşinden gidiyorsan, hepsi bir yerde… tıkanıp kalacaktır! Ummakla, dilemekle olmuyor, ayağa kalkacaksın! Her şeyden önce farkına varacaksın!Hangi öğretiye inanırsan inan, üstün körü anlamayacaksın.Bir bilgiyi gerçekten hayatında uygulayamıyorsan, o bilgiye sahip olduğun yanılgısına kapılmışsın demektir.Kendini kandırmayacaksın!Gerçekleri anlayacak, sonu her ne olursa olsun kabul edeceksin.Bazen bildiklerin, öğrendiklerinin acı verir.Onu da yaşayacaksın.Önce kendinin, ne olduğunun, nelere sahip olduğunun, gücünün, yeteneklerinin,bu hayata neden geldiğinin farkına varacaksın.Bu hayatı ne kadar gereksiz insan ve şeyler için harcadığına bir bak senin için hiç kıymeti olmayanlara ne çok emek verdin.Emekler heba oldu bari sen heba olmadan kurtul bu yılgınlıktan boşa kürek çekmekten bunun farkına varan Manisa travestileri, İstanbul travestileri ve pek çoğu için söyleyecek tek şey aferin olurdu ama bitmez farkına vardınız da ne oldu? Fark ettiğiniz gerçekle yüzleşmek yetmiyor şimdi asıl marifet gayret gösterip bu tek düze hayatı sıkıcı olmaktan çıkarmakta hadi ne duruyorsunuz beklemekten vazgeçip harekete geçmenin tam zamanıdır. Hiç kimsenin ve hiçbir şeyin senden daha önemli olduğunu düşünmeyeceksin. Bedenine, ruhuna, aklına sahip çıkacaksın. Hak etmeyenin ardından yas tutup, bunu da aşka bağlayıp, aşkın şanını kirletmeyeceksin. Kendini tanıyacaksın, hem de çok iyi tanıyacaksın! Kimleri, neden ve niçin seçtiğini bileceksin.Kimseyi kırmadan dökmeden ama hep kendin için bir savaş ver ki mutluluğu hak edesin sevgiler dostlarım İclal.

 

Terlemek ve kötü koku sorunu

Terlemek sanırım şu aralar hepimizin en büyük sorunu olmuş durumda hava sıcaklığı aniden yükselince ne yapacağımızı şaşırdık aşırı terleyen travesti dostlar ne demek istediğimi anladılar. Evden çıkarken giydiğimiz en güzel kıyafetlerimiz kısa sürede ter içinde kalıyor ve biz kötü kokmak istemiyoruz o halde bunun çaresine bakmak gerekiyor. Nasıl mı yapacağız teknoloji gelişti artık her şeyin bir kolayı var.Botoks ile çözüm bulan Ankara travestileri gibi biz de çareler buluruz.Aşırı terleme hem bir sağlık sorunudur hem de günlük hayatı ciddi anlamda kötü etkileyen bir olaydır. Aşırı terleme her insanda değişik bölgelerde olur. Kimi insanların elleri ve ayakları çok terler iken, kimilerinin koltuk altı veya yüzü aşırı terler. Birçok farklı bölgede de aşırı terleme sorunu görülebilir. Her insanın uyması gereken temizlik kurallarında aşırı terleyen bireyler daha özen göstermelidir. Çünkü temizleme olmazsa vücuttan dışarı atılan toksik maddeler tekrar vücut tarafından geri emilebilir. Bundan dolayı sık sık duş almak gerekir. En çok şikayet edilen terleme bölgesi koltuk altı bölgesidir. Koltuk altı terlemesini engellemek için türlü yollar vardır. Kimi dönemlerde aşırı terleme normal kabul edilebilir. Bunlar, hamilelik dönemleri, ergenlik dönemleri ve menopoz dönemleridir. Bilhassa birçok bireyde aşırı koltuk altı terlemesi görülmektedir. Bu durum çoğu bireyde stresten dolayı gerçekleşir. Stres yaşayan vücut daha fazla çalışır ve koltuk altı bezlerinin aşırı oranda ter salgılamasına neden olur. Stres en çok karşılaşılan neden iken, diğer aşırı terleme sebepleri de göz önünde bulundurulmalıdır. Şayet bireyde tiroid bezi fazla çalışıyorsa bu da aşırı terlemeye neden olabilir. Böbrek üstü bezinde yaşanan rahatsızlıklar, şişmanlık, hipoglisemi ve insülin de aşırı terlemeye sebep olan rahatsızlıklardır. Doğal bir zehir olan botox sulandırılarak problemli bölgeye enjekte edilir. Burada amaç ter bezlerini felç etmek ve terlemeyi önlemek. Aşağı yukarı 30 dakika sürer ve Lokal anestezi ile yapılır. Yalnız koltuk altı terlemelerinde değil, avuç içi terlemelerinde, ayak terlemelerinde de kullanılır. Sorun saptanamadığı durumlarda sempatik sinirlerin doğuştan aşırı çalıştığı düşünülür. Bu soruna karşı çok değişik tedavi şekilleri uygulanabilir: Hastanın beyaz renkli, hafif, pamuklu giysiler ve çoraplar giymesi tavsiye edilir.

Sosyal bellek ve acılar

Sosyal bellek, aynı zamanda psikolojik dünyamızın merkezi olan beynimizin sol ön bölgesinde konumlanır. Yaşanılan acı ve üzücü olaylar ana belleğin yanı sıra sosyal belleğe de kayıtlanır. Bu bölgeye genelde mutlu ve güzel hatıralar değil, acı anılar depolanır. Bu yüzden yaşadığımız üzücü olayları mutlu anlarımızdan daha iyi hatırlarız. Çünkü mutlu anılar sadece ana belleğe kayıtlanırken, acı anılar hem ana belleğe hem de sosyal belleğimize depolanır. Sosyal hafıza görülen yaşanılan şeylerle beraber eğitimle de şekillenir. Kişinin toplum içindeki davranışlarını, ahlaki yapısını teşkil eder. Mesela antisosyal, psikopatik kişilerde sosyal hafıza bozukluğu vardır. Sosyal hafıza davranışlarımızda önemli rol oynar aynı zamanda beden dili ile de ilgilidir. Mide ve bağırsaklar gibi iç organlarımız sosyal hafıza ile iç içedir. Yaşanılan travmalar bir yandan sosyal hafızaya kayıtlandığı için aynı zamanda iç organlarımızın çalışma şeklini de etkiler. Örneğin kişi önemli bir randevu öncesinde mide ve bağırsak fonksiyonları bozulabilir, çarpıntı yaşayabilir, kan basıncında iniş çıkışlar olabilir. Bu tablo ruhsal gerilimin psikosomatik bedensel yansımalarıdır. Aslında psikosomatik hastalıklar, yaşanmış travmaların mide bağırsak fonksiyonları üzerindeki kalıcı olumsuz etkilerinden kaynaklanır. Genellikle benim de başıma gelir uzun yola çıkacağım zaman stresten uyuyamam ve bağırsaklarım bozulur bu yüzden hep randevularına geç kalan Antalya travestilerinden bir dostum da aynı şeyden şikayet ediyor nedense istemediğimiz bir şeyi yapacaksak beynimiz hemen iç organlarımıza sinyal gönderip uyarı yapıyor olan da bize oluyor. Sosyal belleğe kayıtlanan hatıralar bilinç altında da yer eder. Kişi yaşanılan travmayı çoktan bilincinden çıkarmış olsa da sosyal bellek zaman zaman bedensel dille bunu hatırlayabilir. Bu nedenle sol frontaldeki sosyal hafızaya kayıtlanmış hatıraların, bilinç dışı ani bedensel tepkimelerle hatırlanması panik ataklara, uzun süreli kronik bedensel tepkimeleri ise psikosomatik bozukluklara (mide ülseri, spastik kolon, müzmin kabızlık ya da ishal gibi) neden olur. Ancak günümüzdeki tedavi teknolojilerimiz ile acı hatıralarımızı tamamen yok edemesek bile etkilerini azaltabilmemiz mümkün olabilmektedir. Hiç bir yöntemle, hafıza kayıtlarınının tam olarak blok bir şekilde silmek mümkün değildir. Ancak bazen beyin bunu beden ve ruh sağlığı korumak için otomatik olarak yapabilmektedir. Örneğin ağır bir travma karşısında (trafik kazası ya da çok sevilen birinin ani kaybı gibi) beyin şalteri indirir ve bilinci kapatır. Bu durum, ağır travma karşısında kalıcı ruhsal bozukluk oluşmaması için koruma amaçlı yapılır ve geçici baygınlık oluşur. Trafik kazası ya da başka ağır travma geçirenlerin olay anını unutması ve hatırlayamaması bu nedenledir. Hatta bazen beyin aşırıya kaçabilir ve kişi bir kaç gün ya da haftayı tamamen unutabilir. Kötü anıları aklımızdan silmek umuduyla sevgiyle kalın İclal.

 

Ben dünyanın en değerli canlısıyım

Başlığa bakıp bizim narsist yine döktürmüş demeyin. Kendini sevmenin narsistlikle bir ilgisi olduğuna inanmıyorum. Her halimde her durumumda kendimi sevmeyi bir görev biliyorum. Çünkü ben ne kadar çok değerli isem karşımdaki de o derece değerli olacaktır. Başkalarının güzel hayatlarına özenip mutsuz olmaktansa kendi hayatımı iyi ve kötü yanlarıyla sevmeyi tercih ediyorum.“İyi ya da kötü diye bir şey yoktur. İyi ve kötünün nedeni düşüncelerdir.” Kişilerin ya da nesnelerin güzelliklerini, değerlerini görüp takdir ettikçe güçlenirsiniz. Bu cömertliğiniz neticesinde Evren de, size enerjileri yönünden cömert davranacaktır. Enerjiniz arttıkça kendinizi daha iyi hissedeceksiniz. Ruhsal enerjinin kaynağı, kendimizle kurduğumuz ilişkiyle şekillenir. Kendimize karşı tutumumuz ve inançlarımız yaşamımızın kalitesini belirler. Yaşamınızla birlikte, diğer ilişkileriniz de; kendinize yönelik inanç ve tutumlarınızla şekillenir. Siz kendinize güvenmeyip inanmadıkça, kimse size güvenip inanmayacaktır. Siz kendinizi sevmedikçe, kimse sizi gerçekten sevmeyecektir. İçerden dışarı yansıttığınız niyetler ve hisler, aynı bir bumerang gibi size geri dönecektir. Durmadan kendim ile ilgili olumlama yapmıyorum tabi ki ama yapmadan da olmaz. Bu konuyu beni iyi tanıyan İstanbul travestileri daha iyi anlayacaklardır. Benim derdim kendimi yüceltmek değil insanlığı yeşertmek. Olumlamalarınız başka insanlar hakkında değil, size yönelik olmalıdır. “Şu kişi bana her geçen gün daha çok âşık oluyor…” gibi manipülatif içerikli bir olumlama yerine; “Gün geçtikçe daha çok seviliyor ve beğeniliyorum…” gibi bir ifade kullanmanız önemlidir.“Sevilmeyi ve saygı görmeyi hak eden, değerli bir insanım.” “Her gün, kendi değerimin daha çok farkına varıyorum.” “Seçtiğim düşünceler ve seçimlerim sayesinde yaşam kalitemi, enerjimi belirleyecek kişi benim. Ben pozitif ve sevgi dolu düşüncelerimle, kendim için en hayırlı kararları vermeyi seçiyorum.”“Kendime inanıyorum, kendimi olduğum gibi kabulleniyorum ve seviyorum. Çevremdeki insanlar da, beni olduğum gibi kabulleniyor ve seviyor. Gördüğünüz gibi mesele kendini yüceltmek değil tüm insanlığa hizmet etmek ve ben buna kendimden başlamayı seçtim. Pozitif ve sevgi dolu düşüncelerimle, kendim ve çevrem için güzel bir enerji yayıyorum. Pozitif oldukça da hayatıma hep pozitif şeyleri seçiyorum. Aslında başıma kötü şeyler de geliyor tabi ama ben onları bir imtihan gibi değerlendirip sınavımı en iyi şekilde vermeye bakıyorum. Size de bu sınavda kolay gelsin saygılar İclal.

 

Acıyı sevmek olur mu?

Başlığı şarkı adından seçtim ama konumuz şarkılar değil gerçekten acı olan şeyler mesela biber bildiğiniz en acı biberleri düşünün. Yediğinizde ağzınızda deli gibi yanma hissi olan yutamadığınız kadar acı biberleri yiyebilen milyonlarca insan var. Peki nedir onları farklı kılan şey. Ağızlarında demir falan yok merak etmeyin sadece ağzımızda ki tat alma duy organı olan dilimizde farklılar var.Bazı insanlar acı bibere karşı daha dayanıklıdır ve iştahla yer. Bazıları için ise, acı biber yemek bir eziyete dönüşür. İşte acı biber yiyince bedenimizde olanlar. Acı biber yediğimizde ağızda yanma ve sıcaklık hissi oluşur ve aslında bu acı, dokuda bir hasar gerçekleştirmez. Biberdeki kapsaisinin yol açtığı acının etkisiyle, ilgili hücrelere kimyasal sinyaller yollanır. Kapsaisin sudan ziyade yağda çözündüğünden, acı yemeğin ardından su içmek pek işe yaramaz, ama ayran iyi gelir. Çünkü ayran yağ içerir. Ayrandaki yağ, ağzınızdaki kapsaisini temizleyerek acı hissini ortadan kaldırır. Su ise soğukluğundan dolayı ancak geçici bir etki sağlar. Kapsaisin, mikroplara karşı da etkili. Çok acı yiyen insanların bağışıklık sistemi o nedenle çok güçlü olur bakın Doğu Anadolu Bölgesi travestilerine mesela Muş travestilerine kışın incecik kıyafetlerle gezerler benim kadar çok hasta olmazlar. Neden çünkü ben acı yiyemiyorum. Hem genetiğimde yok alışmamışım hem de sanırım dilim onların ki gibi değil.Bunu kanıtlayan bir deney bile yapılmış.Bolivya’daki bir biber türünün bazı bireyleri acı iken bazıları değil. Bunun sebebini merak eden Tewksbury’nin gözüne biberlerde koyu renkli lekeler halinde görünen bir mantar bulaşı çarpıyor. Biberin meyvesini çürüten ve tohumlarını öldüren bu bulaşı dikkatle incelediğinde, acı biberlerdeki oranının, acı olmayanlardakinin ancak yarısı kadar olduğunu görüyor.Yani acı biberlerdeki bir şey, bu asalak mantarın büyümesini önlüyor olmalı, ancak bu şey acaba kapsaisin mi?Bunu anlamak için laboratuvarında bu mantarı yetiştiriyor ve her deneyde daha fazla kapsaisin ekleyerek deneyi tekrarlıyor. Ne kadar kapsaisin eklerse, mantar da büyümekte o kadar zorlanıyor. Yani kapsaisin, asalak mantarın büyümesini engelliyor. Bu da kapsaisinin mikroplara karşı etkili olduğunu gösteriyor. Demek ki neymiş acıyı sevmek lazımmış tabi dayanabilirseniz. Sevgiyle kalın İclal.

Sağlık ve tırnak ilişkisi

Tırnağınıza ne kadar önem veriyorsunuz mesela batığınız var mı? Yoksa sadece kesmekle mi yetiniyorsunuz oysa sadece tırnağınıza bakarak sağlığınız hakkında bütün bilgilere sahip olabilirsiniz. Tırnağınızın rengi ve yapısı ile ilgili özellikler, sahip olduğunuz sağlık sorunlarına işaret ediyor olabilir. Uzmanlar sağlıklı bir tırnağın özelliklerini şöyle sıralıyor: Genelinde pembe, dibine doğru ise beyazımsı pembe renge sahip olmalıdır. Peki bunun dışında nitelikler gözlemliyorsanız ne yapmalısınız? Eğer tırnaklarınız solgun veya diğer renklerdeyse sağlığınızla ilgili işaret veriyorlar demektir. Yeşil renk bakteriyel enfeksiyon göstergesidir. Normalden daha kalın tırnaklar akciğer rahatsızlığı, mantar enfeksiyonu, tiroid ve dolaşım sistemi hastalıklarına dair uyarı verir. Tırnaklarınız sık sık çatlıyorsa folik asit ve C vitamini eksikliği söz konusu olabilir. Ayrıca kronik yanlış beslenme habercisi de olabilir. Tırnağınız bir kaşığa benziyorsa genellikle demir eksikliği, hemokromatozis, kalp rahatsızlığı ve hipotiroid habercisi olduğu söylenebilir. Dalgalı bir görüntüsü varsa demir eksikliği, arterit hastalığının belirtisi olabilir. Benim tırnaklarım genellikle kuru ve çabuk kırılıyor mesela bunun için hormon seviyelerine bir baktırmak gerekiyor. Ankara travestilerinden Bade’nin ise tırnakları bir yumruyu andırıyor.  Sanırım onunda acil bir akciğer filmi ve bağırsak filmi çektirmesi lazım geliyor. Tırnaklarınızda hiçbir sorun yoksa korkmayın sağlıklı biriniz ama siz yine de her hafta bir bakıma gidin derim manikür ve pedikür tırnaklarımızın daha sağlıklı uzamasına yardımcı olur. Zaten güzel tırnaklar güzel eller güzel eller de güzel kadın demektir. Hiçbir şekilde bakımsız dolaşmayın. Kime nerede rastlayacağınız hiç belli olmaz. Daima temiz şık ve bakımlı kadınlar olmalıyız. Eğer maliyet açısında endişe ediyorsanız evde kendiniz de tırnak bakımı yapabilir bu konuda uzman olan kişilere taş çıkartabilirsiniz yeter ki bakımlı olmayı isteyin illa çok paralar dökmeniz gerekmiyor. Tırnaklarınızı doğal haliyle seviyor olabilirsiniz. Onları sürekli aynı renge boyuyor veya giydiğiniz kıyafete göre renklerini değiştiriyor olabilirsiniz. Hangisini yapıyor olursanız olun, en azından temel bir düzeyde ihtiyaçlarını karşılamalı, bakımlarını yapmalısınız. Ellerinizi yıkadıktan sonra, istisnasız her defasında kremlemelisiniz. Bu cildinizin kurumasını önleyecek ve tırnaklarınızı nemlendirerek daha güçlü ve sağlıklı olmalarını sağlayacaktır. Bu ayrıca, tırnakların sürekli eldiven içinde durup sıcak suya maruz kalacağı soğuk aylar için de iyi bir hazırlıktır. Yaz mevsimlerinde de, tırnaklarınızı güneş ışığı ve klorlu havuz suyundan korumalısınız. Sağlıklı tırnak sağlıklı birey demek unutmayın sevgiler İclal.